Editör: Serhat Demirkol

Kültürün Yemeği

Serhat Elfun Demirkol

İki gün önce bahçede güllerin dibindeki otları temizleyip, toprağı çapalamak ile uğraşıyordum – Evet farkındayım, hiç de doğal değil. Ama iş annemin gülleri olunca, kendisine toprağın işlenmesinden bahsetmek pek sağlıklı sayılmaz. Toprak o kadar kalabalıktı ki, çapayı her vuruşumda içerisinden solucanlar, örümcekler, larvalar, karıncalar vs. fışkırıyordu. Toprağın üzerindeki otları yolarken hepsi toprağın içerisinden çıkıp bir tarafa doğru kaçışıyorlardı. Bu arada yemek vakti yakın…

Devamını okuyun

Masanobu Fukuoka’nın Doğal Çiftçiliği ve Permakültür

Larry Korn

İlk olarak permaculture.com adresinde yayınlanmıştır.
Çeviri: Serhat Elfun Demirkol

Masanobu Fukuoka, güney Japonya’da Shikoku adasında yaşayan bir çiftçi/filozoftur. Fukuoka’nın çiftçilik tekniği oldukça az olarak yabani otların yolunmasına gerek duymakla birlikte, hiçbir makineye ve kimyasala gerek duymamaktadır. Toprağı sürmez veya önceden hazırlanmış kompost kullanmaz ve yine de meyve bahçesindeki ve tarlalarındaki toprağın durumu her yıl daha da iyiye gider. Fukuoka’nın yöntemi kirlilik yaratmaz ve fosil yakıtlara gerek duymaz. Diğer yöntemlerden çok daha az emek gerektirir, yine de meyve bahçeleri ve tarlalarındaki ürün verimliliği modern bilimin tüm teknik bilgisini kullanan Japonya’nın en verimli çiftliklerine benzemektedir.

Bu nasıl mümkün olur? Kabul ediyorum, 1973 yılında ilk kez Fukuoka’nın çiftliğine gittiğim zaman şüpheciydim – fakat ispatı ortadaydı. Tarlalardaki buğday ekinleri, sebzeler, otlar ve beyaz yoncayla kaplı toprakta büyüyen sağlıklı meyve ağaçları. İki yılın üzerinde bir süre orada yaşadım ve çalıştım, Fukuoka’nın teknikleri ve felsefesi benim için giderek daha anlaşılır oldu.

Devamını okuyun

Medeniyetin Demir Pençesi: Eksen Çağı

John Zerzan

Bu makale, Green Anarchy dergisinde yayınlanmıştır.

Medeniyet, hükmetmek ve büyük ölçüde bu hükmetmenin genişletilmesi süreci demektir. Bu dinamik, çoklu düzeyde mevcut olup, temel öneme sahip birkaç önemli geçiş noktası üretmiştir.

Medeniyeti kuran Neolitik Devrim (evcilleştirme), insanların düşünüş biçiminde bir değişikliği gerektirdi. Jacques Cauvin, toplumsal kontrolün bu düzeyini “sembol devriminin bir türü” (1) olarak adlandırdı. Ancak egemenliğe yönelik bu zaferin eksik olduğu, kurumlarının daha fazla desteklenmesi ve yeniden yapılandırması gerektiği görüldü.

Mısır, Çin ve Mezopotamya’daki ilk büyük medeniyetler ve imparatorluklar kabile kültürü bilinciyle çevrelenmiş durumdaydı. Evcilleştirme kesinlikle üstün gelmişti -o olmaksızın medeniyet varolamaz-, ancak yeni egemen bakış açıları hala yakın bir şekilde doğal ve kozmolojik döngülerle alakalı idi. Onların tüm sembolik ifadeleri, İ.Ö bininci yılda Demir Çağı’nın talepleri ile henüz tamamen uyumlu değildi.

Devamını okuyun

Uru, Uyuyanlar Vadisi’nde

Daniel Quinn

Çeviren: Serhat Elfun Demirkol

Bir gün, yolculuğu sırasında Uru, kimsenin görmediği, kimsenin konuşmadığı, kimsenin duymadığı, kimsenin bir şey yapmadığı ve kimsenin düşünmediği bir yere geldi. Burası komşuları tarafından Uyuyanlar Vadisi olarak bilinirdi. Dünyanın geri kalanında Uyandırıcı olarak bilinen Uru, Uyuyanlar Vadisi’nde farklı bir isme sahiptir ve bu hikaye bu ismi nasıl aldığı üzerinedir.

Uru, kendisine, “Uru, Uru! Lütfen bana yardım et! Gözlerim uykuda, bu yüzden göremiyorum.” diye seslenen bir adam ile karşılaştı. Uru adamın gözlerini uyandırdı ve yolculuğuna devam etmeye koyuldu, fakat adam “Gözlerimi uyandırdığın için, Uru, sana teşekkür ederim, ancak ayrılmadan önce görevini tamamlamak ve nereye bakmam gerektiğini söylemek zorundasın.” diyerek Uru’yu durdurdu.

Devamını okuyun

Üretmek ya da Üretmemek

Kevin Tucker 

Üretimin Yeniden Üretimi – Sınıf, Modernite ve Kimlik / Green Anarchy #18
Çeviren: Serhat Elfun Demirkol

Sınıf toplumsal bir ilişkidir. Temeline kadar inildiğinde, ekonomiyle alakalıdır. Üretici, dağıtıcı veya üretim araçları ve ürünün sahibi olmakla alakalıdır. Bir kişinin hangi kategoriye ait olduğunun önemi yok, sınıf kimlikle alakalıdır. Kimle özdeşleşirsin? Veya daha doğrusu, neyle özdeşleşirsin? Her birimiz herhangi bir sosyo-ekonomik kategori içersine konulabiliriz. Fakat mesele bu değil. İşiniz kimliğiniz mi? Ekonomik mevkiiniz mi?

Geri bir adım atalım. İktisat nedir? Benim sözlüğüm onu şu şekilde tanımlıyor : “üretim, dağıtım ve malların ve hizmetlerin tüketim bilimi.” Aşağı yukarı yeterli. Ekonomiler vardır. Yaşamın gerekliliklerine eşit olmayan bir erişimin olduğu, insanların bir diğerine (ve daha önemlisi, kurumlara) bağlı olduğu herhangi toplumda, ekonomi vardır. Devrimcilerin ve reformistlerin amacı hemen hemen her zaman ekonominin yeniden düzenlenmesidir. Zenginlik yeniden dağıtılmalıdır. Kapitalist, komünist, sosyalist, sendikalist, her ne varsa, hepsi ekonomiyle alakalıdır. Neden? Çünkü üretim doğallaştırılmıştır, bilim her zaman ekonomiye değer kazandırabilir ve çalışma yalnızca zorunlu bir kötülüktür.

Devamını okuyun

Eskimonun Çığlıkları

Dilâver Demirağ

Onları genelde İglolar içinde yaşayan, Ren geyiklerinin ya da kutup köpeklerinin çektiği binen, ellerinde mızrakları ile fok ya da balina avlayan, fok yada balina yağını yakıt olarak kullanan, balina kemiklerini iğneden çadıra kadar akla gelebilecek her alanda kullanan, kürklü giysileri olan, balık kokan, çekik gözlü insanlar olarak biliriz.

Hatta kimi fıkralarda uyanık pazarlamacıların onlara buzdolabı satmaya uğraşmaları ile de mizahi bir biçimde anılan bir halk.

Beyazların dilinde Eskimo yani “çiğ et yiyen” anlamında kullanılan bu sözcüğün gerçeklikle ilgisi mevcut değil. Çünkü bu da yerli halklar ile ilgili beyazların uydurduğu, ve kendi sömürgeciliklerini haklı çıkarmak için uydurulmuş bir küçümseme edası.

Devamını okuyun

Sanayi Toplumu ve Geleceği

Unabomber Manifesto

Giriş.

1. Sanayi Devrimi ve sonuçları insan soyu için bir felaket oldu. Bu sonuçlar, “gelişmiş” ülkelerde yaşayan bizlerin yaşamdan beklentilerimizi oldukça arttırırken toplumun denge­sini bozdu, yaşamı anlamsızlaştırdı, insanları aşağılamalara maruz bıraktı, yaygın psikolojik acılara (Üçüncü Dünya’da fiziksel acılara da) yol açtı ve doğal dünyayı şiddetli zararlara uğrattı. Teknolojik ilerleyişin devamı durumu daha da kötüleştirecek; insanları daha büyük aşağılamalara maruz bırakıp, doğal yaşamda daha fazla zarara sebep olacak; büyük olasılıkla daha fazla sosyal bozulmaya ve psikolojik acılara yol açacak; belki de “gelişmiş” ülkelerde bile fiziksel acıların artmasına neden olacak.

2. Endüstriyel-teknolojik sistem devam edebilir veya yıkılabilir. Eğer devam ederse, so­nunda psikolojik ve fiziksel acılar daha düşük seviyelere inebilir; ancak uzun ve acı dolu bir alışma döneminden sonra ve insanlarla diğer pek çok yaşayan organizmayı işlenmiş birer ürün ve çark dişlilerine indirgemek pahasına. Üstelik, sistem devam ederse, so­nuçları kaçınılmaz olacak. Sistemi, insanların saygınlığını ve bağımsızlığını elinden al­mayacak bir şekilde yenilemenin veya değiştirmenin bir yolu yok.

3. Eğer sistem çökerse, sonuçları yine çok acı verici olacak. Ancak, sistem büyüdükçe çökmesinin sonuçları da daha dehşetli olacağından eğer çökecekse en kısa zamanda çökmesinde fayda var.

Devamını okuyun

Call Of Life

Günümüzdecall of life canlı türleri yüksek bir ivmeyle yok oluyor. Günde 150 bitki veya hayvan türünün neslinin ortadan kalktığı söyleniyor. Ve bunların tümü insanoğlunun doğayı geri dönüşü olmayacak bir şekilde tüketip-kirletmesinden kaynaklanıyor.

Yaşam Çağrısı: Türlerin Yok Oluşuyla Yüzleşme” – Biyolojik çeşitliliğin içinde bulunduğu krize odaklanmış. Türlerin yok oluş ivmelerine, doğurduğu sonuçlara , karşlaşacağımız problemlere yer verilmiş. Biyologlar, fizyologlar, antropologların yorumlarıyla duruma anlaşılabilir netlik kazandırmaya çalışmışlar.

Devamını okuyun

İlerlemenin Kısa Tarihi

Ronald WrightA Short History of Progress

Yeryüzündeki çölleri süsleyen devasa kalıntıların çoğu ilerleme tuzaklarının heykelleridir. Onlar kendi başarılarının kurbanı olmuş uygarlıkların mezar taşlarıdır. Bir zamanlar güçlü, karmaşık ve gösterişli olan bu toplumların yazgısı bizim için ders alınır niteliktedir. Onların ilerlemenin-kisa-tarihikalıntıları ilerlemenin izini gösteren batıklardır. Daha modern bir benzerlik kurmak gerekirse, kara kutularında neyin ters gittiğini bulabileceğimiz yere çakılmış uçaklardır. Bu kitapta, geçmişteki hataları tekrarlamanın önüne geçebileceğimiz umuduyla bu kutulardan bazılarını (Sümerler, Mayalar, Mezopotamya, Roma İmparatorluğu, Mısır, Çin) açıp, uçakların uçuş planlarını, mürettebat seçimlerini ve tasarımlarını gözden geçirmek istiyorum. Şüphesiz bizim uygarlığımızın özellikleri geçmişteki uygarlıklardan farklıdır. Ancak bu farklılık bizim sandığımız kadar büyük değildir. Bir kere, geçmişte ya da günümüzde yaşaması fark etmez, bütün uygarlıklar dinamiktir. En yavaş hareket edenler bile uzun vadede ilerleme kaydetmiştir. Her uygarlığın durumu birbirinden farklı olsa da, modeller endişe ve cesaret verici biçimde benzerlik taşımaktadır. Hatalarımızın tahmin edilebilir oluşu bizi alarma geçirmeli, ancak bugün neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamak için bu hataları kullanabilme şansımız bize cesaret vermelidir.

Devamını okuyun

Doğal Tarımın Dört İlkesi

Masanobu Fukuoka

Bu tarlalarda gezerken dikkatle bakın. Pervane böcekleri ve güveler telâş içinde uçuşurlar. Balarıları çiçekten çiçeğe konarlar. Yaprakları aralarsanız gölgenin serinliğinde oynaşan böcekler, örümcekler, kurbağalar, kertenkeleler ve diğer küçük hayvanlar görürsünüz. Köstebekler ve yer solucanları toprağı kazarlar.

Bu dengeli bir pirinç tarlası ekosistemi. Böcek ve bitki toplulukları burada düzenli bir ilişki sürdürüyorlar. Bir bitki hastalığının bütün tarlayı kaplamasına karşın mahsûlün hiç etkilenmediğini görmek alışılmadık bir şey değil.

Devamını okuyun