Yazı ,
1 Yorum

Uru, Uyuyanlar Vadisi’nde

Daniel Quinn

Çeviren: Serhat Elfun Demirkol

Bir gün, yolculuğu sırasında Uru, kimsenin görmediği, kimsenin konuşmadığı, kimsenin duymadığı, kimsenin bir şey yapmadığı ve kimsenin düşünmediği bir yere geldi. Burası komşuları tarafından Uyuyanlar Vadisi olarak bilinirdi. Dünyanın geri kalanında Uyandırıcı olarak bilinen Uru, Uyuyanlar Vadisi’nde farklı bir isme sahiptir ve bu hikaye bu ismi nasıl aldığı üzerinedir.

Uru, kendisine, “Uru, Uru! Lütfen bana yardım et! Gözlerim uykuda, bu yüzden göremiyorum.” diye seslenen bir adam ile karşılaştı. Uru adamın gözlerini uyandırdı ve yolculuğuna devam etmeye koyuldu, fakat adam “Gözlerimi uyandırdığın için, Uru, sana teşekkür ederim, ancak ayrılmadan önce görevini tamamlamak ve nereye bakmam gerektiğini söylemek zorundasın.” diyerek Uru’yu durdurdu.

Bir an düşündükten sonra, Uru, “Etrafına bak. İlgini çeken şeylere bak. Görülmesi gerekene bak. Benim seni uyandırdığım gibi sen de tüm yetini diğerlerini uyandırmak için kullan.” dedi.

“Evet,” dedi adam, “fakat bundan daha açık olamaz mısın?”

“Etrafında bakmak için nelerin olduğunu ben nasıl bilebilirim? Senin ilgini çeken şeyleri ben nasıl bilebilirim? Neleri görmen gerektiğini ben nasıl bilebilirim?” Adam bu cevap ile tatmin olmadı, fakat Uru’nun başka bir cevabı yoktu ve bu yüzden yolculuğuna devam etti.

Kısa bir süre sonra, Uru, el kol hareketleriyle sesinin uykuda olduğunu anlatan bir kadın tarafından durduruldu. Uru kadının sesini uyandırdı ve yolculuğuna devam etmeye koyuldu, fakat kadın “Sesimi uyandırdığın için, Uru, sana teşekkür ederim, ancak ayrılmadan önce görevini tamamlamak ve bana kiminle konuşmam ve ne söylemem gerektiğini söylemek zorundasın.” diyerek Uru’yu durdurdu.

Bir an düşündükten sonra, Uru, “Etrafındaki insanlarla konuş ve benim seni uyandırdığım gibi sen de onları uyandırmak için söylenmesi gerekenleri söyle.” dedi.

“Evet,” dedi kadın, “fakat bundan daha açık olamaz mısın?”

“Etrafında konuşulacak kişileri ben nasıl bilebilirim? Onlara söylenmesi gerekenleri ben nasıl bilebilirim?” Kadın bu cevap ile tatmin olmadı, fakat Uru’nun başka bir cevabı yoktu ve bu yüzden yolculuğuna devam etti.

Kısa bir süre sonra, Uru, kendisine “Uru, Uru! Lütfen bana yardım et! Kulaklarım uykuda, bu yüzden duyamıyorum.” diye seslenen bir adam tarafından durduruldu. Uru adamın kulaklarını uyandırdı ve yolculuğuna devam etmeye koyuldu, fakat adam “Kulaklarımı uyandırdığın için, Uru, sana teşekkür ederim, ancak ayrılmadan önce görevini tamamlamak ve bana neyi dinlemem gerektiğini söylemek zorundasın.” diyerek Uru’yu durdurdu.

Bir an düşündükten sonra, Uru, “Seninle alakalı görünenleri dinle. Duyulması gerekenleri dinle. Seni hoşnut eden ve heyecanlandıran şeyleri dinle. Seni uyandırdığım gibi sen de tüm yetini diğerlerini uyandırmak için kullan.” dedi.

“Evet,” dedi adam, “fakat bundan daha açık olamaz mısın?”

“Seninle alakalı görünenleri ben nasıl bilebilirim? Duyman gerekenleri ben nasıl bilebilirim? Seni hoşnut eden ve heyecanladıran şeyleri ben nasıl bilebilirim?” Adam bu cevap ile tatmin olmadı, fakat Uru’nun başka bir cevabı yoktu ve bu yüzden yolculuğuna devam etti.

Kısa bir süre sonra, Uru, kendisine, “Uru, Uru! Lütfen bana yardım et! Ellerim uykuda, bu yüzden hiçbir şey yapamıyorum.” diye seslenen bir kadın tarafından durduruldu. Uru kadının ellerini uyandırdı ve yolculuğuna devam etmeye koyuldu, fakat kadın, “Ellerimi uyandırdığın için, Uru, sana teşekkür ederim, ancak ayrılmadan önce görevini tamamlamak ve bana ne yapmam gerektiğini söylemek zorundasın.” diyerek Uru’yu durdurdu.

Bir an düşündükten sonra, Uru, “Etrafında gereken şeyleri yap. En iyi yaptığın şeyleri yap. Diğerlerinin yapamadığı şeyleri yap. Seni uyandırdığım gibi sen de tüm yetini diğerlerini uyandırmak için kullan.” dedi.

“Evet,” dedi kadın, “fakat bundan daha açık olamaz mısın?”

“Etrafında gereken şeyleri ben nasıl bilebilirim? En iyi yaptığın şeyleri ben nasıl bilebilirim? Diğerlerinin yapamayıp senin yaptığın şeyleri ben nasıl bilebilirim?” Kadın bu cevap ile tatmin olmadı, fakat Uru’nun başka bir cevabı yoktu ve bu yüzden yolculuğuna devam etti.

Kısa bir süre sonra, Uru, kendisine “Uru, Uru! Lütfen bana yardım et! Aklım uykuda, bu yüzden düşünemiyorum.” diye seslenen bir adam tarafından durduruldu. Uru adamın aklını uyandırdını ve yolculuğuna devam etmeye koyuldu, fakat adam, “Aklımı uyandırdığın için, Uru, sana teşekkür ederim, ancak ayrılmadan önce görevini tamamlamak ve bana aklımı nasıl kullanmam gerektiğini söylemek zorundasın.” diyerek Uru’yu durdurdu.

Bir an düşündükten sonra, Uru, “Etrafında olup bitenler hakkında düşünmek için kullan. Senin ve komşularının yüzyüze geldiği problemleri çözmek için kullan, ve özellikle seni uyandırdığım gibi sen de aklını diğerlerini uyandırmak için kullan.”

“Evet,” dedi adam, “fakat bundan daha açık olamaz mısın?”

“Etrafında olup da hakkında düşünmen gerekenleri ben nasıl bilebilirim? Senin ve komşularının hangi problemlerle yüzyüze geldiklerini ben nasıl bilebilirim?” Adam bu cevapla tatmin olmadı, fakat Uru’nun başka bir cevabı yoktu ve bu yüzden yolculuğuna devam etti. En sonunda Uyuyanlar Vadisi’ni geçip arkasında bıraktı.

Uru’nun ziyaretine rağmen, yine de, burası Uyuyanlar Vadisi olarak bilinmeye devam etti, çünkü orada hiçbir şey değişmedi. Tüm yetiler – gözler, sesler, kulaklar, eller, ve akıllar – artık uyanıktı, ancak hâlâ kimsenin görmediği, kimsenin konuşmadığı, kimsenin duymadığı, kimsenin birşey yapmadığı ve kimsenin düşünmediği bir yerdi.

Fakat bir gün, vadiyi arada sırada kestirme bir yol olarak kullanan genç bir kadın yeni bir şey fark etti – Uru’nun bir benzeri olarak kolayca göze çarpan bir heykel. Bir vadi sakini ağır adımlarla yanından geçerken, heykel hakkında soru sormak için onu durdurdu.

“Dünyanın başka yerlerinde,” dedi, “Uru, Uyandırıcı olarak bilinir. Fakat bu heykel üzerindeki tabeladan gördüğüm kadarıyla, siz ona başka bir şey diyorsunuz. Neden?”

“Oh, Uru bayağı bir karışıklık yarattı,” dedi uyurgezer, “Bizi uyandırdı ve bir süre için hepimizi heyecanlandırdı. Fakat daha sonra bize arkasını döndü ve çekip gitti. Bir planı var mıydı bilmiyoruz, fakat eğer varsa, bizimle paylaşmayı reddetti. Gerçek şu ki, bizi kıpırdattı, daha sonra da sallantıda bıraktı. Uyandırıcı Uru’nun bizim aramızda Hayal Kırıklığına Uğratıcı Uru olarak bilinmesinin nedeni budur.”

Uyandırıcı kim?

1 Yorum

Bir Cevap Yazın