Yazı , , ,
1 Yorum

Tarım ve Çeşitlilik: Biyosferler arasındaki düşmanlık

Benjamin Shender

The Anthropik Network’den alınmıştır.
Çeviren : Serhat Elfun Demirkol

Tarım kaynakları kullanır. Basitçe budur. Tarım insanların yaşamlarını sürdürebilmeleriyle kaynakların besin enerjisi içersinde dönüştürülmesi metotudur. Bunu elde etmek için tarımın kullandığı iki çeşit kaynak vardır: solar enerji ve dünyada bulunan kimyasallar. Bu kaynakların her ikisi de oldukça sınırlıdır. Dünyadaki kaynakların sayısını arttırmak için yeni yollar bulduk, özellikle derinlemesine tartışılmış olan petrolün kullanımı. Ancak güneş enerjisi de sınırlıdır. Gerçekten yıllık bazda Dünyaya gelen solar enerji miktarı nadiren değişmez, bunun gibi yıllık sabit bir enerji girdisi olarak solar enerjiden bahsedebiliriz.

Tarım insanlığın ana besin kaynağı, nüfus besin stoğunun bir fonksiyonu olduğundan, kolaylıkla insanların güneş enerjisinden yapıldığını iddia edebiliriz. İnsan nüfusu şu anda artmaya devam ettikçe, bu durum şunu açıklar: Dünyanın yıllık güneş enerjisi stoğunun şimdiye kadar artan oranı, insanlara ve besin olarak insanların kullanımının çoğunluğu olan bazı türlere paylaştırılmış oluyor (Besinin Kilitlerini Açmak ve İnsanlar Neden Açlıktan Ölüyor’a bakın). Bunun gibi bu enerjinin şimdiye kadar azalan oranı diğer türlere uygundur. Bu azalma tarım ve diğer pratikler tarafından çölleştirilen toprak miktarı, ve yollar ve şehirler için asfaltlanan toprak miktarı ile karşılaştırıldığında, rahatsız edici bir doku gelişir.

Konunun talihsiz gerçeği insanların fizik kanunlarına aşikar olmadıklarıdır. Termodinamiğin ilk kanunu oldukça açıktır: Hiçbir şey yaratılmaz veya yok edilemez. Bunun gibi, insanlar genişlemeye devam ettikçe, bir zamanlar diğer türler tarafından kullanılmış güneş enerjisini kendi kullanımımız için yeniden tahsis ediyoruz. Bu diğer türlerin yok olmasında farkına varılacak büyüklükte bir artışa sebep oluyor, ve bu türler öldükçe, çeşitlilik kayboluyor. Bu tarımı dünyadaki çeşitliliğin önde gelen yok edicilerinden biri yapar. Birçoğu bunda bir problem göremeyecekken, bu yalnızca kendi dar-bakışlarından dolayıdır. Omnivore olarak insanın pozisyonu farklı besin stoklarından yaşamamız için bizi oldukça uyarlanabilir kılar, fakat birçok farklı besin stoğunun dışında yaşayamayacağımız konu dışıdır. Dünyanın şuanki nüfusu yalnızca buğday, pirinç, çavdar ve arpa dağıtımı boyunca korunmaktadır. Hububatlar. Nüfusla çok sıkıca alakalı bu bitkilersiz mevcut nüfusumuza ulaşılamaz. Ve onlarsız nüfusu korumak imkansız olacaktır. Diğer hiçbir besin yoğun olarak yetiştirilemez, bize kilogram başına bu kadar çok enerji veremez, veya böyle tamamen evcilleştirilmiş olamaz. Herhangi canlı şeyler kadar bu taneler de birçok farklı böcek, bakteri ve diğer türlere güvenendir. Bu türlerin yanlış bir kombinasyonun nesli tükenirse, hububatın ki de tükenir. Bu şuan olasılık dışı gözükebilirken, nesli tükenen türlerin sayısının “anahtar” türlerin tükenme olasılığını artırdığı gibi, ölümlerini de kesinlik noktasına arttırdığı üzerine dikkat çekilmelidir. Bu, tarımda ve insan türünün çoğunluğunda açık basamak tepkimeye sahip olacaktır.

Özetle:

Tarım, hayatta kalmak için bir kaç çeşit bitkiye güvenen kalabalık insan nüfusuna sebep olur. Bu ekstra nüfus diğer türlerin pahasına var olur.

Diğer türlerin bir çoğunun nesli tükenir.

Nesli tükenen türlerin sayısı arttıkça, daha önce bahsedilmiş bitkilerin neslinin tükenmesine sebep olan basamak tepkime olasılığı artar.

Bu yüzden: X miktarda zaman sonra tarım kendisini yok etme eğilimdedir.

Bu kesinlikle insanın büyük yüzdesinin öleceği anlamına gelecekse de, insanın muhakkak neslininin tükenmesi anlamına gelmeyecektir.

Omnivore’lar çeşitli besinlerden beslenme avantajına sahiptirler; ancak, hububatlar omnivore değildir.

1 Yorum

  1. Dünya üzerindeki tüm varlıklar, mikroplardan balinalara kadar organik enerji akışı ağının içersinde varolurlar. Her varlık besindir. Ve yine herşey enerji akışının bir parçasıdır. Gezegenin kendisi için de bu böyledir, bir dalma-batma zonunda ne kadar kabuk dalarsa, o kadar magma dışarı çıkar.

    Bu enerji akış ağı kapalı bir sistemdir. Ama içersindeki sistemler açık sistemlerdir. Besin üretimi ve nüfus ilişkisi ise daha farklı bir geri besleme sistemidir. Ne kadar çok besin
    o kadar çok nüfus, ne kadar çok nüfus o kadar besin…

    Bu enerji akışı içersinde tüm enerjiyi insan toplarsa, bu diğerlerinin daha az enerjiye ve insandan gelen etkiye daha fazla açık olmaya iter. Yani insan besini üreterek, bu ağ içersindeki
    enerjiyi kendi kullanımına açar ve diğerlerinin ihtiyacı olan organik enerji çalınmış olur. Bir çok türün basit olarak besin üretimi sonucu yok olmasının nedeni budur..

Bir Cevap Yazın