John Zerzan

Neden Umut?

John Zerzan

Tahakküm ve baskıya karşı tam bir zafer şansını açıkça gözardı etmek, umut kavramını küçüksemek anarşistler arasında epeyce modadır. Desert (2011) kapağında bu bakış açısıyla övünür: “Kalplerimizde hepimiz dünyanın ‘kurtarılamayacağını‘ biliyoruz” ve ilk açılış sayfalarında bu açıklamayı iki kez tekrarlıyor. Uygarlık sürecek. “Şimdi kazanılamayacak mücadeleleri bırakmanın zamanı.” Bu şekilde duygusal tükenmişliğin ve hayal kırıklığının ıstırabından sakınacağız ve hepimiz daha mutlu olacağız(!) Meksikalı Unabomber tipi bir grup olan Individualidades teniendo a lo salvaje (ITS) (Yabanıla Meyleden Bireyler) de kazanan olmayacağını kararlı bir şekilde savunuyor. Tekrar tekrar “Bunun mümkün olduğuna inanmıyoruz,” beyanında bulunuyorlar.

Devamını okuyun

Birlikte Yalnız: Kent ve Sakinleri

John Zerzan

Çeviren: Serhat Elfun Demirkol

Kentlerde yaşayan insan miktarı, endüstrileşme ile birlikte katlanarak artmıştır. Megalopolis (birleşik kentler), kendisini giderek insan yaşamı ve biyosfer arasına koyan, kent “habitatının” en son şeklidir.

Kent, ayrıca sakinleri arasındaki bir engel, bir yabancılar dünyasıdır. Gerçekte, dünya tarihindeki tüm kentler, eşsiz, evvelce alışık olmayan ortamlara hep birlikte yerleşmiş yabancılar ve aykırılar tarafından kurulmuştur. Devamını okuyun

Sessizlik

John Zerzan

Green Anarchy Dergisi 25. sayıda yayınlanmıştır.
Çeviren: Serhat Elfun Demirkol

Sessizlik, değişik derecelere kadar bir soyutlanma aracı olmaya alışıktır. Artık, bugünün dünyasını boş ve ayrışık kılmaya çalışan, sessizliğin yokluğudur. Kaynakları gasp edilmiş ve kurutulmuştur. Makine, küresel olarak uygun adım ilerliyor ve sessizlik, gürültünün henüz nüfuz etmediği, önemini kaybeden bir yerdir.

Uygarlık, rahatsız edici sessizlikleri gizlemek için tasarlanmış bir gürültü komplosudur. Sessizliğe saygı gösteren Wittgenstein, sessizlik ile ilişkimizin kaybını anladı. Sessiz olmayan şimdiki zaman, uçucu dikkat anları, eleştirel düşüncenin aşınması, ve derinden hissedilmiş deneyimler için azalmış bir yetenek zamanıdır. Sessizlik, karanlık gibi, edinilmesi zordur; fakat zihin ve ruh onun desteğine gerek duyar.

Devamını okuyun

Savaşların Kökeni Üzerine

John Zerzan

Çeviren: Mustafa Çölkesen – dikine

Savaşlar medeniyetin bir ürünüdür. Uygarlık yayılıp, derinleşirken savaşların çokluğu, rasyonelleştirilmiş, kronik varlığı da o ölçüde arttı. Savaşların ortadan kalkmamasının özel nedenleri arasında kitlesel endüstriyel yaşamın korkusundan kaçma arzusu da bulunmaktadır. Kitlesel toplum elbette yansımasını kitlesel askerlikte bulmaktadır ve bu, erken medeniyetlerden beri bu şekilde gerçekleşti. Savaşlar, hiper-gelişen teknoloji çağında bölünmeler ve düzensizliklerden beslenmektedir.

(Bir çok kişi, önemsiz, sembolik “protesto” eylemlerini onaylarken) ona karşı çıkacak bir sebep veya gerekçe gösterebilecek durumda değiliz. Savaşlar, Homeros’un Odeysseus’unda kendi sözcükleriyle “insana özgü bir iş” haline nasıl geldi ? Örgütlü savaşların, genellikle, erken endüstri ve karmaşık toplumsal kurumlar vasıtasıyla geliştiğini biliyoruz. Ancak köken sorunu Homeros’un erken Demir Çağı’nın bile öncesine işaret etmektedir. Konuyla ilgili arkeolojik/antropolojik eserler ise şaşırtıcı ölçüde az sayıdadır.

Devamını okuyun

Medeniyetin Demir Pençesi: Eksen Çağı

John Zerzan

Bu makale, Green Anarchy dergisinde yayınlanmıştır.

Medeniyet, hükmetmek ve büyük ölçüde bu hükmetmenin genişletilmesi süreci demektir. Bu dinamik, çoklu düzeyde mevcut olup, temel öneme sahip birkaç önemli geçiş noktası üretmiştir.

Medeniyeti kuran Neolitik Devrim (evcilleştirme), insanların düşünüş biçiminde bir değişikliği gerektirdi. Jacques Cauvin, toplumsal kontrolün bu düzeyini “sembol devriminin bir türü” (1) olarak adlandırdı. Ancak egemenliğe yönelik bu zaferin eksik olduğu, kurumlarının daha fazla desteklenmesi ve yeniden yapılandırması gerektiği görüldü.

Mısır, Çin ve Mezopotamya’daki ilk büyük medeniyetler ve imparatorluklar kabile kültürü bilinciyle çevrelenmiş durumdaydı. Evcilleştirme kesinlikle üstün gelmişti -o olmaksızın medeniyet varolamaz-, ancak yeni egemen bakış açıları hala yakın bir şekilde doğal ve kozmolojik döngülerle alakalı idi. Onların tüm sembolik ifadeleri, İ.Ö bininci yılda Demir Çağı’nın talepleri ile henüz tamamen uyumlu değildi.

Devamını okuyun

Teknolojiye Karşı

John Zerzan’ın 23 Nisan 1997 tarihli konuşması

Geldiğiniz için teşekkürler. Bu öğleden sonra sizin Luddit’iniz olacağım [Luddite: 19. yy. İngiltere’sinde Sanayi devrimine karşı çıkan, makinalara zarar vermek yoluyla aktif direniş gösteren işçi gruplarına mensup kişiler]. Sembolik bir Luddite olarak, bu popüler olmayan veya tartışmalı bayrağı taşımak bana düşüyor. Zaman kısıtı nedeniyle vurgu daha ziyade maddelere indirgenmiş bir şekilde derinlikten çok genişliğe yapılacaktır. Ancak bunun biraz genel tespitler niteliğinde olacak konuşmamın ikna ediciliğine zarar vermeyeceğini umut ediyorum.

Devamını okuyun

Surplus

SurplusSurplus: Terrorized Into Being Consumers ; Erik Gandini‘nin yönettiği ve Johan Söderberg’in düzenlediği 2003 yapımı bir belgesel. Tüketim çılgınlığı-Tüketim karşıtlığı, G8 zirvesi ve Genoa eylemlerini ele alan ve John Zerzan’ın yorumlarıyla olaylara farklı bir bakış açısı getiriyor.

 

 

 

 

Devamını okuyun

Ataerkillik, Uygarlık ve Toplumsal Cinsiyetin Kökenleri

John Zerzan

Bu makale Green Anarchy dergisinin bahar 2004 sayısında,  çevirisi ise ilk kez Özgür Hayat gazetesinin 47. sayısında yayınlanmıştır.

Uygarlık, esas itibariyle doğanın ve kadının üzerinde uygulanan tahakkümün tarihidir. Ataerkillik, kadına ve doğaya hükmetmek anlamına gelir. Temel olarak bakıldığında bu iki kavram aynı anlama mı gelmektedir?

Felsefe, iş bölümünde ortaya çıkan ve ortaya çıktığı andan bu yana yayılan bir ıstırabın krallığını, onun uzun sürecini çok defa görmezden gelmiştir. Héléne Cixous felsefe tarihini “babaların zinciri” olarak tanımlar. Tıpkı ıstırap gibi, kadınlar da bu zincirde yer almaz ve kuşkusuz birbirlerinin en yakın akrabasıdırlar.

Devamını okuyun