Güven Eken

Kelimeler Zindanı

Güven Eken

Bu macera biz altı yaşlarındayken başlar. Sokak gider, sıra gelir. Top oynamak biter, yazı gelir. A, B,C, alfabenin 29 harfi. Derken heceler, kelimeler. Cümleler. Ne olursa bundan sonra olur. Öğrenilen her cümle ve içindeki her bilgi yavaş yavaş içimize işler. Her biri, doğamızdan bir parça götürür.

Altı yaşından üniversiteden mezun olana kadar hiçbir şey üretemeyiz. Sabah sekiz, akşam beş. Hep aynı hareket. Sonuç: Sıraya yapışmış bir beden. Rekabete yenik düşmüş bir vicdan. Bilgi çöplüğüne dönmüş bir akıl.

Doğanın yarattığı bir varlık bundan daha fazla doğasından arındırılmış ve yok etmeye hazır olabilir mi? Beden ve vicdanın tecrit edilmesiyle kontrolsüz kalan akıl, artık her duyduğuna ve okuduğuna inanabilir. Beden süslenmesi gereken bir eşyadır, vicdan ise eski zamanların meselesidir. Asıl olan, akıl gücüyle kazanılması gereken paradır.

Devamını okuyun

Doğa Benim

Güven Eken

Uzunca bir yolculuğun son günlerindeyim.

Bir süredir bir arkadaşımla Anadolu’nun farklı noktalarındayız. Her bir noktadan bir tohum alıp bir ötekine, sonra belki bir öncekini iki sonrakine, üç önce aldığımız heyecanı, daha sonra gelen bir başka adrese taşıyoruz.

Kuş gibi, böcek gibi, keçi gibi. Muhtemeldir. Bu zamanın yörüğü gibi. Tohum taşıyoruz.

Devamını okuyun

Çeşitliliğe Saygı

Güven Eken

Bu bahar topraktaki cümbüşü gördün mü? Dünyanın teninden fışkıran yeşili, moru, sarıyı, beyazı, kırmızıyı?

Görmediysen dur, bak ve seyret. Bahar sen varken bir daha gelmeyebilir. Oysa bahar, yazılmış yazılmamış kitapların en güzelidir. İnsanlık için en iyi haber, en güzel şarkı, en gerçek rüyadır.

Birgün okuyanı, duyanı, söyleyeni ve göreni kalmazsa, o gün artık bahar hiç gelmeyebilir. İşte o zaman vay halimize! Öyleyse bugün cümbüşe katılmanın tam zamanı.

Devamını okuyun

Çetin ile Gaia

Güven Eken

Çetin: 32 yıl önceydi. Şeffaf tenimin üzerinde ilk tıkırtıları duydum. Annemin rahminde dinlenirken benden çok daha hızlı yüzen spermlerin istilasına uğramıştım. Bir tanesi ince şeffaf tenimi deldi. Artık o spermle bir bütün olmuştuk ve beraber yüzüyorduk. Ağır ağır annemin rahmindeki suyun içini doldurmaya başladık. Çoğaldık, çeşitlendik. Her biri başka başka hücrelerden oluşan bir yumağa dönüştüm sonra. Her gün büyüdüğümü ve geliştiğimi hissediyordum.

Gaia: Üç buçuk milyar yıl önceydi. Ölü tenimin üzerinde ilk gıdıklanmaları duydum. Kemiklerimin arasını dolduran suyun içinde ilk hücrelerim büyümeye başladı. Önceleri tek tek gezinen hücreler, daha sonra yumaklar oluşturdular. Çoğaldılar, çeşitlendiler ve başka başka hücrelere dönüştüler. Sonra yüz binlercesi sudan çıkıp kemiklerimin üzerini kapladı. Her birinin şekli şemaili farklıydı. Kimi hücrelerim hareketli, kimisiyse hareketsizdi. Sessizlik içinde geçen bir milyar yılın ardından büyüdüğümü, geliştiğimi ve güzelleştiğimi hissediyordum. Kâinatın içinde devinen taptaze bir canlıydım artık.

Devamını okuyun