Feral Faun

Mekânda Hareketin Özgür Kılınması

Feral Faun

Zaman bir ölçü sistemidir yani bir kural koyan, bir otoritedir. Pek çok ayaklanma sırasında saatlerin parçalanması ve takvimlerin yakılması boş yere değildir. Ayaklanmacılar bu aletlerin de krallar, başkanlar, polisler ve askerler gibi isyan ettikleri otoriteyi temsil ettiğinin yarı-bilinçli de olsa farkındadır. Ama yeni saatler ve takvimlerin yapılması çok uzun sürmemiştir çünkü zaman mefhumu ayaklanmacıların zihnine hâlâ hükmetmektedir.

Zaman, kontrol etmek ve sosyal bir bağlama tabi kılmak için mekân boyu hareketi ölçmeye yarayan sosyal bir yapıdır. İster güneşin, ayın, yıldızların ve gökteki gezegenlerin hareketi olsun, ister dolaştıkları yerlerdeki bireylerin hareketi olsun isterse de günler, haftalar, aylar ve yıllar diye bildiğimiz düzenlerin etrafında gelişen olayların hareketi olsun zaman bu devinimlerin sosyal çıkara tabi kılınmasının aracıdır. Bireylerin sosyal bağlamdan özgürleşmeleri, kendi yaşamlarının bilinçli, özerk yaratıcıları olabilmeleri için zamanın yıkımı zorunludur.

Devamını okuyun

Tahakkümün Siberağı

Feral Faun

Yazarın notu: Bu makale ideal olarak hoşuma gideceğinden daha spekülatiftir, çünkü modern toplumun tek bir bakış açısının doğasında olan yönelimlerinin, elbette, bu toplumun diğer bakış açılarıyla ilişkide olan yönelimlerinin izini sürmeyi deniyor. Bu makale, sibernetiğin neden potansiyel olarak bile özgürleştirmediğini, ve nihayetinde asi özgür ruhlar tarafından karşı çıkılacağını gösterme girişimi olarak okunmalıdır, bir tahmin yürütme olarak okunmamalıdır.

“Aletin diktatörlüğü en kötü diktatörlük şeklidir.”
Alfredo M. Bonanno

Devamını okuyun

Anarşist Altkültür

Feral Faun

“…hayal gücü yokluğu modellere ihtiyaç duyar; tam manasıyla onlara güvenir ve yalnızca onlar sayesinde yaşar.”

Kuzey Amerika’da hiçbir anarşist hareketin olmadığını iddia etmek kolaydır. Bu iddia kişiyi o hareketin doğasını ve insanların hareket içindeki rollerini incelemekten kurtarır. Ama yayınlar, kitabevleri, anarşist evler, işgal evleri şebekesi ve bunları devlet karşıtı perspektiflere bağlayan yazılar kuşkusuz mevcut. “İsyan” sembolleri, ritüelleri ve ıvır zıvırlarıyla dolu bir altkültür olarak kristalleşiyor bunlar. Peki bir altkültür arzuladıkları hayatları yaşayabilecek özgür bireyler yaratabilir mi? Anarşist altkültür açıkça yapıyor bunu. Bu makalede bunun nedenlerini ortaya koymayı umuyorum.

Devamını okuyun

Panerotizm: Yaşamın Dansı

Feral Faun

Green Anarchy #10 (Güz 2002) sayısında yeniden yayınlanmıştır.

Henri Matisse "Dance" 1910

Henri Matisse “Dance” 1910

Kaos bir danstır, yaşamın akışkan, erotik dansı… Uygarlık kaostan nefret eder; ve bu yüzden, Eros’tan da nefret eder. Hatta cinsel olarak özgür sayılan zamanlarda bile, uygarlık erotik olanı bastırmıştır. Orgazmın yalnızca bedenlerin birkaç küçük parçasında ve sadece bu parçaların doğru kullanılmasıyla sonuçlanır olduğunu öğretir. Seksi neşeli, masum bir oyundan ziyade rekabete dayalı, başarı-merkezli bir iş kılarak, Eros’u Mars’ın zırhına sıkıştırır.

Devamını okuyun

Yabanıl Devrim

Feral Faun

Küçük bir çocukken, hayatım tamamen deneyimlemiş olduğum şeyi hissetmeme sebep olan hararetli bir zevkle ve canlı bir enerjiyle doluydu. Bu olağanüstü ve neşeli varoluşun merkezindeydim ve kendimi tatmin etmek için başka bir şeye değil kendi yaşam deneyimime gereksinim duydum.

Yoğun bir şekilde hissettim ve deneyimledim, yaşamım tutkunun ve zevkin bir festivaliydi. Hayal kırıklıklarım ve kederlerim de yoğundu. Evcilleşmeye dayanan toplumun ortasında özgür ve vahşi bir yaratık olarak doğdum. Kendimi evcilleştirmekten kurtarabileceğim hiçbir yol yoktu. Uygarlık, ortasındaki vahşiye göz yummayacaktır. Ama yaşamın ulaşabileceği yoğunluğu asla unutmadım. İçimden yükselen dirimsel enerjiyi asla unutmayacağım. Bu canlılığın tüketilmiş olduğunun ilk defa farkına varmaya başladığımdan bu yana varlığım, uygar hayatta kalma ihtiyaçları ile yaşamın tam yoğunluğunu deneyimleme ve kaçıp kurtulma ihtiyacı arasında bir mücadele olmuştur.

Devamını okuyun