Ekoloji

Tarihin En Büyük Aldatmacası

Yuval Noah Harari

Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi

Akademisyenler bir zamanlar, Tarım Devrimi’nin insanlık için ileriye doğru atılmış büyük bir adım olduğunu iddia ettiler. İnsan zekasıyla gerçekleşen bir ilerleme hikayesi anlattılar. Buna göre evrim kademeli olarak giderek daha zeki insanlar yarattı. Sonuçta insanlar o kadar akıllı hâle geldiler ki, doğanın gizemlerini çözdüler ve bu sayede koyunları evcilleştirip buğdayı ekebildiler. Ve çok kısa bir süre sonra da, bir şekilde acımasız, tehlikeli ve savaşçı avcı toplayıcı yaşamlarını memnuniyetle bırakıp, hoş ve dingin çiftçi yaşamına geçtiler.

tarihin en büyük aldatmacası

Devamını okuyun

Ekoloji – Yuvanın İrfanı

İnan Mayıs Aru

Ekoloji - Yuvanın İrfanı

Yaşadığım yerde ufuk bir çizgi değil, güneşin huzmeleriyle yeşilin bin bir tonuna bürünen örtüsüyle inişli çıkışlı, art arda sıralanan tepeler ve dağlardan oluşan bir dalga. Mavi gökte parça parça ak bulutların gölgeleri koşuyor bu dalgaların üzerinde. Hızlarına yetişemeyeceğimi bilseler de her gün beni de onlarla birlikte o dağlarda dolanmaya çağırıyorlar. Çağrılarına uymamak elde değil.

Akdeniz’in alâmetifarikası kızılçamlar altındaki mersinler, tespih ağaçları, böğürtlenler, saparnalar ve yer yer de pırnal meşeleriyle çevrili patikalarda yürüyerek ormanın içine dalıyorum. Görünüşte orman huzur dolu, kendimi burada yuvada hissediyorum. İki atmaca tepemde dönerek bana eşlik ediyor, dağın sırtını aşarken. Bir süre sonra çığlık çığlığa bağırmaya başlıyor sanki ileride karşılaşacağım bir tehlikeye karşı beni uyarıyorlar.

Devamını okuyun

Çöl

Çöl, AnonimÖnümüzdeki iklim savaşları pek çok anarşisti silip süpürebilir ama daha önceki yerel kıyametlerde pek çok taraftarı kıyımdan geçirilse de varlığını sürdürmeyi başarmış bir politik düşünce olan Anarşizmin bitirilmesi pek olası değil. Son 200 yılın tüm dehşetlerine rağmen New York Times’ta da söylendiği üzere Anarşizm “toprağa gömülemeyecek bir itikat”. Bu cesaret veriyor ama sonuçta ideolojik makineler değiliz. Sırf bir “idealin” değil, bizzat anarşistlerin kendilerinin de –yani senin, benim, ailelerimizin ve henüz tanışmadığımız dostlarımızın da– hayatta kalması önemli. En azından benim için önemli! Farklı yerelliklerin kendine has koşullarını da göz önünde bulundurursak bu kırılmalar için aşağı yukarı yirmi yılımız (belki biraz daha fazlası) var; bunu hâlihazırda uğraştığımız diğer şeylerin yerine bir alternatif olarak değil, uzun vadeli ve çok yönlü bir stratejinin ayrılmaz bir parçası olarak öneriyorum. Kimilerimiz için bu bir yandan da ölüm kalım meselesi olacak.

Devamını okuyun

Kıyamet Koparken: İnkâr İçinde Kalmanızı Sağlayacak 50 Basit Şey

Kıyamet Koparken: İnkâr İçinde Kalmanızı Sağlayacak 50 Basit Şey
Derrick Jensen, Stephanie McMillan

Kapitalist politikacısından çevreci aktivistine dünyayı elbirliğiyle yağmalayan uygar insanı, ve onun doğayı ve tüm canlıları yok eden yıkıcı zihniyetini hicveden bir çizgi roman.

Büyük bir keyifle çevirdiğim ve Kaos Yayınları tarafından basılan Kıyamet Koparken kitabını sevgili Yeşim Özbirinci Gaia Dergi’de tanıtmış, teşekkürler.

 

Armağan Ekolojisi

Gary Snyder

Ecology, Literature and the New World Disorder’dan
Çeviren: İnan Mayıs Aru

tlingit people

Tlingit İnsanları

Bir keresinde Alaska’da Koyuko Kızılderilisi genç bir üniversite öğrencisi bana şunu sormuştu: “Biz hayvanları yiyerek, onlara şarkılar söyleyerek, onları resmederek ve onların rüyalarını görerek onlardan güzelce faydalanıyorken onlar bunun karşılığında bizden ne alıyorlar?” Bu bence mükemmel bir soruydu; görgü ve adabımuaşeret meselesine parmak basıyor ve bunu hayvanların açısından dile getiriyordu.

Devamını okuyun

Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a Karşı

Fredy Perlman

Bu yazı 2006 yılında Kaos Yayınları tarafından yayınlanan ve Fredy Perlman’ın tarih boyunca uygarlık mega-makinesine karşı süren direnişlerin hikayesini anlattığı Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a Karşı kitabından alıntıdır.

Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a KarşıSır meydanda. İnsanlar onları kafese koyana dek kuşlar özgürdür. Biyosfer, Tabiat Ana’nın kendisi, kendi kendini nemlendirdiğinde, güneşte uzandığında ve derisinden sürüngenlerle ve uçucuların kaynaştığı rengârenk tüyler püskürttüğünde özgürdür. Eşit büyüklükte başka bir küre ona çarpana ya da cesetvarî bir mahlûk derisini deşene, bağırsaklarını yırtana dek kendi doğası dışında hiçbir şey ya da oluş tarafından belirlenmez.

Ağaçlar, balıklar ve böcekler; her biri kendi potansiyelini, arzusunu keşfederek tohumdan olgunluğa erişinceye dek özgürdür, ta ki böceğin özgürlüğü kuş tarafından kısılana dek. Yenilen böcek, kendi özgürlüğünü kuşun özgürlüğüne hediye etmiştir. Kuş, sırası geldiğinde, böceğin en sevdiği tohumu toprağa düşürüp onu gübrelediğinde böceğin vârislerinin özgürlüğünü çoğaltacaktır.

Devamını okuyun

Ölüler Altın Takar Mı?

İnan Mayıs Aru

Aşağıdaki metin 1997’de anarşist süreli yayın Apolitika çevresi tarafından Bergama köylülerine dağıtılmıştı. Sevgili Tayfun (Gönül) başta olmak üzere pek çok anarşist arkadaş Bergamalıların mücadelesine aktif destek vermiştik. Tayfun bir süre için bölgeye yerleşip Kara Toprak adında anarşist bir ekoloji gazetesinin çıkarılmasına da önayak olmuştu.

Şimdi Çanakkale-İzmir yolunda yanından geçerken bile çorak bir sızıdır Bergama içimde. Neredeyse 20 yıl önce andığımız o 500 maden şimdi Efemçukuru’nda, Kazdağları’nda, Artvin’de, Fatsa’da, bu toprakların dört bir yanında ardı ardına faaliyete geçmeye devam ediyor ve o gün köylülere sorduğumuz sorular bugün de aynı yakıcılığıyla karşımızda duruyor. Bir yandan “altına hayır” derken bir yandan düğünlerde gelinlere, doğumlarda bebeklere altın takmaya devam edecek miyiz? Peki sonra o bebeklere yaşanabilir bir gelecek bırakabilecek miyiz?

Devamını okuyun

Ava Giden Avlanır

İnan Mayıs Aru

Kelebek ok yay almış
Ava şikare çıkmış
Tonuzları korkutur
Ayuları kaçmağa

Kaygusuz Abdal, 14. yy

Kızılçamların arasında yürüyorum. Gözüm yer yer kabarmış çam pürçeklerinde. Doğru yere bakmayı bilenler için kurumuş çam iğnelerinin altında ne hazineler gizli! Şu az ötedeki pırnalın altındaki sarı şey bir yumurta mantarı olabilir mi? Ama hayır daha vakit erken.

Lord Okkoto - Prenses Mononoke

Lord Okkoto – Prenses Mononoke

Sararmış bir yaprak sadece. Yarım saattir beyhude dolansam da, bir yerlerde mutlaka mantarla patlamış olmalı. Hava müsait; yağmurlar döktü, gün hanım gösterdi yüzünü, önceki geceki fırtına gökgürültüleri içinde geceyi yararak zihinlerimizi de ilkel kıvılcımlarla bir anlığına aydınlatan yıldırımlarını sundu bize. Mantarlar da pek seviyor yıldırımları. Havadaki elektrik yükünün bu anlık boşalmaları, mantarların toprağın yüzüne çıkıp meyvelerini vermelerini tetikliyor.

Devamını okuyun

Hidroelektrik Santrallerin Psikopatolojisi

Serhat Elfun Demirkol

yeniHarman Ocak 2011

Anadolu’nun irili ufaklı tüm akarsuları üzerinde yaklaşık 2 bin civarında hidroelektrik santral (HES) inşa edilmesi planlanıyor. HES inşaatlarının bir kısmı devam ederken tepkiler de yükseliyor. Kastamonu’nun Cide ilçesinde yer alan Loç Vadisi de bu projelerden muzdarip olan yerlerden sadece bir tanesi. Santral, 10 yıl önce milli park ilan edilen Küre Dağları Milli Parkı’nın hemen sınırında inşa ediliyor. Vadi ise eşsiz doğasıyla dünyada yalnızca bu bölgede yetişen 29 tür bitkiye ve çok sayıda hayvana ev sahipliği yapıyor. HES’in bölgenin doğasına ve kültürüne olumsuz etkileri olacağını söyleyen yöre halkı ise sarı yazmalarıyla renkli mücadelelerini sürdürüyor. Loç Vadisi sakinleri çok sayıda basın açıklaması ve protesto gerçekleştirdi, vadide çalışmaları engellemek için bir kamp kurdu ve bu röportajı yaparken Cide HES projesinin sahibi ORYA Enerji önünde bir oturma eylemi gerçekleştiriyordu. HES projeleri ekolojik, hukuki ve toplumsal açılardan tartışılsa da mücadele edenleri ve HES projelerini gerçekleştirenleri harekete geçiren duygular ve psikopatolojileri belki de hiç konuşulmamıştı. Loç Vadisi’ne destek olmak amacıyla Kasım ayı içerisinde vadide çalışma yapan bir iş makinesinin üzerine çıkarak inşaatı durduran Klinik Psikolog Sinem Demir ile HES’leri farklı bir şekilde konuştuk.

Devamını okuyun

Doğanın Hakları Olsaydı

Serhat Elfun Demirkol

bol dumanlı yeniHarman‘ın Haziran sayısında yayınlanmıştır.

İncir sepeti hemen hemen dolmuştu. Dalın ucundaki incirleri de alabilmek için ağacın tepesinde küçücük boyumla uğraşıp duruyordum. Derken, elinde sepetiyle dedem belirdi. “Yeterince toplamadın mı?” “Şurada birkaç tane kaldı. Onları da alacağım.” dedim. Dedemin cevabı beni şaşırtmış ve uzun süre düşündürmüştü. “Bırak kuşlar da nasiplensin. Onların da hakkı var bu incirde.

Ekvador

Yaşım ilerledikçe her yemişin üçte birini toplamaya başladım. Üçte biri diğer canlıların. Kalan üçte biri ise toprağın ve yemişin kendisinindi. Bu, büyüklerimin adalet anlayışıydı. Hepsi insanın rızkı değildi, rızk hepimizindi. Yaşamın tümüne aitti.

Devamını okuyun