Yazı , , ,
1 Yorum

Petrol Doruğu Nedir?

Serhat Elfun Demirkol

“Herhangi sonlu bir kaynağın, üretim başlangıcına, üretim doruğuna ve üretim sonuna sahip olacağı, ve bazı noktalarda maksimum üretim seviyesine ulaşacağı” noktasından ilerleyerek ortaya atılmış bir kavramdır; Petrol Doruğu, küresel hidrokarbon üretimin medyanıdır. Ayrıca, Hubbert Doruğu olarak da adlandırılır.

Petrol üretiminde böyle bir doruk, jeologlar, fizikçiler ve yatırım bankerleri tarafından bilimsel bir sonuç olarak aktarılıyor.

Peki neden; petrolün sonundan ziyade petrolün doruğu konuşulmakta ve göz önünde tutulmaktadır?

İnsan vücudunun %70’i sudur. Yani, 80 kilo ağırlığındaki bir kişinin 56 kilosu sudur. İnsan vücudundaki işleyiş için gerekli olan ortalama değer budur, ve bedenin işleyişinin talebi de %70’dir. Bu insanın dehidrasyona sonucu ölmesi için vücudundaki 56 kilo suyu tamamen kaybetmesine gerek yoktur. Henüz ilk yarım litre su kaybında etkiler baş gösterir ve 4-5 litrelik su kaybı, bedenin fonksiyonlarının durmasına sebep olur. Endüstriyel Uygarlığı da tıpkı yukardaki örnekteki gibi insan bedeni gibi düşünebiliriz.

Çan eğrisinin yukarıya eğimli olan kısmında kaynak boldur, çan eğrisinin tepesinde, yani medyan da yarıya yarıya düşünebiliriz. Ve doruk geçildikten sonraki, eğimin aşağıya doğru olduğu kısımda rezerv seyrektir. Burada doruk, yani medyan, insan bedenindeki %70 lik su oranı diyelim. Ve insanın elindeki hayali bardaktan belli aralıklarla bir bardak su içerek, bu oranı sabit tuttuğunu düşünelim. Doruk aşıldığında, kaynaktan elde edilen gelir azalmaya başlar, ancak talep bundan fazladır. Zaman ilerledikçe elde edilen kaynak daha da azalır ve talep ile girdi arasındaki fark yeterli miktarda açıldığında sorun baş gösterir. Yani, bardağımızdaki su azalmaya başlamıştır ve bedenin su ihtiyacını karşılayamıyoruzdur.

Bu beraberinde petrol fiyatlarının artışını da getirecektir. Düşün ki, %5lik bir üretim kesintisi petrol fiyatlarını 1970lerde dört katına kadar çıkarmıştı. (bkz: enerji krizi )

Hele ki, çok daha endüstrileşmiş bir zamanda ve nüfusun eskiye nazaran çok çok daha fazla olduğu şu dönemde, doruk aşıldıktan sonra – 2005’te bu doruğun aşılacağı söyleniyor – petrole bağlı enerji talepleri karşılanamaz duruma gelecektir. Bu gelecek bir petrol savaşının habercisi olabilir. Ancak, bu kesinlikle gelecek bir nüfus çöküşünün habercisidir.

İnsan popülasyonunun taşıma kapasitesi, Yeşil Devrim’den sonra petrolünde besin üretimine katılarak arttırılmıştır. Böylelikle insanlar, hidrokarbonların yakılmasıyla gezegendeki canlılar arasındaki enerji akışında, fotosentetik enerjiden başka bir enerjiyi daha kullanarak popülasyonlarını arttırma yoluna ilerlemişlerdi. Petrol özellikle mekanizasyon, petrokimyasallar ve genetik mühendisliği olarak besin üretimine katılmıştır. Barlett 1978’de kısa ve öz bir şekilde bunu, “Modern tarım, petrolü besine dönüştürmek için toprağın kullanımıdır.” diyerek dile getirmişti. [*]

Yeşil Devrim’le birlikte, petrolün besine dönüştürülmesi insan nüfusunda aşırı bir artışa yol açmıştı. Ve şimdi, petrol doruğunun aşılmasıyla birlikte, nüfusun besin talebini karşılamakta zorluklar çekilecektir. Bu da, beraberinde açlık, sefalet ve nüfus çöküşü getirecektir.

Ulaşım, besin üretimi, su dağıtımı, modern tıp, askeri amaçlar, plastikler, bilgisayarlar ve yüksek teknoloji ürünleri bundan nasibini alacaktır.

42 ülkedeki petrol üretiminin grafikleri

Çok daha detaylı bilgiler için:

http://www.dieoff.com/
http://www.lifeaftertheoilcrash.net/
http://www.theoildrum.com/
http://peakoil.com/
http://www.peakoil.net/
http://peakenergy.blogspot.com/
http://www.theoildrum.com/

Bir Cevap Yazın