<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Y A B A N I L</title>
	<atom:link href="http://yabanil.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yabanil.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Apr 2012 11:05:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Teknoloji Bizi Öldürüyor</title>
		<link>http://yabanil.net/teknoloji-bizi-olduruyor/</link>
		<comments>http://yabanil.net/teknoloji-bizi-olduruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 11:01:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı - Makale]]></category>
		<category><![CDATA[John Zerzan]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/?p=1711</guid>
		<description><![CDATA[John Zerzan Dijital dünyaya olan bağımlılığımız bir materyal pahasına  ortaya çıkıyor. Her defasında Apple yeni bir iPhone ya da iPad halka sunduğunda dünya çıldırıyor. Fakat ne fark eder? Neden ‘smartphone’ (Akıllı Telefon) ve tabletler bu kadar önemli oldular? CNN’de Şubat’ın sonlarında, Andrew Keen, Cep Telefonu Dünya Kongresinde (Mobile World Congress) rapor verirken, raporun “Cep Telefonlarımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>John Zerzan</em></p>
<p>Dijital dünyaya olan bağımlılığımız bir materyal pahasına  ortaya çıkıyor.</p>
<p>Her defasında Apple yeni bir iPhone ya da iPad halka sunduğunda dünya çıldırıyor. Fakat ne fark eder? Neden ‘smartphone’ (Akıllı Telefon) ve tabletler bu kadar önemli oldular?</p>
<p>CNN’de Şubat’ın sonlarında, Andrew Keen, Cep Telefonu Dünya Kongresinde (Mobile World Congress) rapor verirken, raporun “Cep Telefonlarımız Nasıl Frankenstein’in Canavarı Oldu”  isimli bir bölümünü “cep telefonlarına olan bağımlılığımızda bir artış” olarak andı.<br />
SecureEnvoy, bir İngiliz güvenlik firması, cep telefonu yokluğu korkusu ya da cep telefonu kaybetme korkusu olarak adlandırılan yaygın bir durumu açıkladı. SecureEnvoy tarafından yapılan ankete katılanların üçte ikisi cep telefonlarını kaybetmekten çok korktuklarını – bu korku 4 sene önce %53’ten yükseldi – belirterek bu korkunun titreme, terleme ve mide bulantısı gibi belirtileri olduğunu kaydettiler.</p>
<p><span id="more-1711"></span>Bu garip gelişme bazı yönlerden yenidir ve ayrıca çok yeni değil. Hızlanan bir süratle ve yeni teknolojinin çığırtkan vaatleriyle şüpheler ortaya çıkmaya başlar. iPhone gibi cihazlar yüksek teknolojinin bizi güçlendirdiği ve iletişim sağladığımız iddiasını somutlaştırır. Ve bir kat daha biz her zamankinden daha güçsüzleşmiş ve daha izole edilmiş olmadık mı?</p>
<p>Bir mezar kinizm noktasında güçsüzleştirilmiş ve hesap verilebilirlik ya da sorumluluk duygusu kaybıdır. Sosyologlara göre izole edilmiş bir toplumda daha az arkadaşlarımız var ve onları daha az ziyaret ediyoruz. 1980’lerin ortalarından itibaren arkadaşları olmayanların sayısı 3 katına çıktı.</p>
<p>İzole edilmiş ve aralıksız bir şekilde devam eden daha ve daha çok teknolojik kültürde dayanışma erozyonuna, bağların yıpranmasına şahit oluyoruz. Teknolojinin tek faktör olduğu söylenemez, fakat yüksek düzeyde bunalan ve dağınık duyguların toplumun koşulu olarak yükselişine eşlik etmesi tesadüf değildir.</p>
<p>Fenomenin hayatımızı teknikleştirmekle ilgisi olduğu için ben şu anın kronik öfkeli alanlarına kadar gidebilirim. İnsan topluluklarını cihazlarıyla birlikte belirlediğimizde herşey olabilir. Sosyal ilişkilerde giderek artan çatlaklar herşeyin olabileceği ve olurluğu demektir. Hiçbir yerden hiçbir yere anında bağlantı bizim aşırılığımıza bir çözüm değildir.</p>
<p>Okullardaki, işyerlerindeki ve alışveriş merkezlerindeki alanlar bilinçli olarak incelenmediler ve bilinmez olarak kaldılar. Bu yönelimin toplum hakkında ne söylediği tartışılmıyor. Bu arada son versiyonunda daha da kötüleşiyor. Baba (ya da anne) bütün ailede katliam yapıyor.</p>
<p>Toplum da giderek zayıflamakta iken gerçek; ekranın arkasında kaybolduğunda ve direkt deneyim zayıfladığında  tekno-meditasyon yeni zirvelere ulaşır. Sanal gerçeklik, herhangi biri? Gerçekten hemen hemen hiçbir topluluğun kalmaması üzücü bir durumdur. Bu nedenle siyasetçiler ve geliştiriciler (programcılar) bu sözü sıklıkla kullanıyorlar. Günümüzde toplum ne süreklidir ne de dolaysızdır (doğrudandır). Dijital dünyaya gerçekten ev denir mi?</p>
<p>Nasıl yapılırlığın problemi olarak bu kadar çok hayat teknolojik terimlerde inceleniyor. Bizim dünya ile, birbirimiz ile, insan olarak içgüdülerimiz ile olan doğal bağımıza ne oldu? Bu bir gecede olmadı. 1968’de Bilgisayar öncüsü J.C.R Licklider; “Gelecekte yüz yüze iletişim kurmaktansa makina yoluyla iletişim kurmak daha etkin biçimde olabilecek.” dedi. İnancını yitirmiş teknolojik alan yüz yüze iletişimi ısrarla tüketerek bu durumu başardı. Hangi yüksek fiatla? Cep telefonlarının yerleşik gözetim fonksiyonunu ve beyin kanseri riskini bir yana bırakın diğer teknolojik gruplar gibi onlar doğal dünyanın sistematik yıkımı üzerine inşa edilmektedir. Ölü sayısı ne kadar ve böyle “harika” şeylere düşkünlük için alternatif olabilir mi?</p>
<p>Bireysel ve toplumsal yabancılaşma kitle toplumunun doğasında birleşiyor. Seri üretim, kitle kültürü, kitle tüketimi ne kadar sağlıklı? Bir zaman önce, W. H. Auden; “bir aldatıcı suç gibi zamanımızın koşullarının etrafı sarılıyor” sonucuna vardı. Fakat bu sadece aldatıcı bir ölçüde çünkü belirlenmiş olarak çağımızın temel özelliklerini kabul etmeye devam ediyoruz – sorunlaştırılmamaya ya da politize olmamaya, soruya açık değil.</p>
<p>Muazzam bir teknolojik yabancılaşma aileye de uzanıyor. Hiçbir yer bundan muaf değil. 1800’den itibaren küresel ısınma küresel sanayileşmenin artan seviyesine cevap verdi. Aletlere karşı olan modern sistemlerin teknolojisi endüstri olmadan varlığını sürdüremez.</p>
<p>iPhones ve diğerleri bu bütünün bir parçası. Bir çözüm tüm parçaları sorgulamayı gerektirir. Teknolojik gelecek, gelecek değildir.</p>
<p><em><strong>*Zerzan bir anarko-primitivist felsefeci ve birkaç kitabın yazarı</strong></em></p>
<p><strong>Websitesi: <a href="http://www.johnzerzan.net/" target="_blank">http://www.johnzerzan.net/</a></strong></p>
<p><strong>KAYNAK: <a href="http://www.nydailynews.com/opinion/technology-killing-article-1.1052015#ixzz1qbCXqJ7U" target="_blank">NY Daily News – 28/03/2012 </a></strong></p>
<p><strong>Çeviren: </strong>Tijen Tansel</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/teknoloji-bizi-olduruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvanların Sessiz Dünyası</title>
		<link>http://yabanil.net/hayvanlarin-sessiz-dunyasi/</link>
		<comments>http://yabanil.net/hayvanlarin-sessiz-dunyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 17:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nisa</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/?p=1705</guid>
		<description><![CDATA[“ Bir an için dünyayı kocaman yeşil, su damlası benzeri yaratıkların işgal ettiğini düşünün. Bu yaratıkların hepimizi kontrol altına aldığını, teknik üstünlüklerini kullanarak makinelerimizi bozduğunu, bizimle kendi ana dilimizde konuştuklarını ve bize karşı anlayışlı davrandıklarını varsayın. Kuşkusuz böyle bir durumda hepimiz, sadece yaşamımızı nasıl sürdüreceğimi değil, aynı zamanda bu yeşil yaratıklara karşı nasıl davranacağımız konusunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yabanil.net/wp-content/uploads/Untitled.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-1706" style="border-image: initial; border-width: 10px;" title="Hayvanların Sessiz Dünyası" src="http://yabanil.net/wp-content/uploads/Untitled-300x225.gif" alt="" width="300" height="225" /></a>“ Bir an için dünyayı kocaman yeşil, su damlası benzeri yaratıkların işgal ettiğini düşünün. Bu yaratıkların hepimizi kontrol altına aldığını, teknik üstünlüklerini kullanarak makinelerimizi bozduğunu, bizimle kendi ana dilimizde konuştuklarını ve bize karşı anlayışlı davrandıklarını varsayın. Kuşkusuz böyle bir durumda hepimiz, sadece yaşamımızı nasıl sürdüreceğimi değil, aynı zamanda bu yeşil yaratıklara karşı nasıl davranacağımız konusunda da ciddi sorunlarla karşılaşırız. Herhalde öfkeli ve korkmuş oluruz, ama eğer bu kargaşada durup düşünme fırsatı bulursak, bize hiç benzemeyen görünüşlerine, hiçbir şey yememek ve dışkılamamak gibi garip özelliklerine rağmen bizimle bazı ortak yönleri olduğunu kabul edebiliriz. Varsayalım ki bu yaratıkların suçluları yargılayan mahkemeleri var ve küre şeklindeki garip yavrularına karşı çok şefkatli davranıyorlar. Bu durumda, yeşil yaratıkların bize hiç de benzemediği konusundaki önyargılarımızı bir tarafa atıp onların da yapışkan yeşil derilerinin içinde bilinçli deneyimler yaşayabilecekleri olasılığını dikkate almaz mıyız? ” S:29-30</p>
<p><span id="more-1705"></span>Bu kitapta yazar çok bilimsel olmayan bir anlatımla –dolayısıyla sıkıcı da değil- hayvanların bilinci olması ve olmaması ihtimallerini sorguluyor. Yazar Oxford Üniversitesi’nde hayvan davranışları konusunda dersler verdiği ve bir öğretim üyesi olduğu için bilimsel verilerden de oldukça fazla faydalanıyor.</p>
<p>Birçok örnek üzerinden yola çıkarak mantıklı çıkarımlar yaparken, hayvanların “düşünüyor olabilmesi” ihtimalini inceliyor; her ne kadar bazı deneyler –tahmin edersiniz ki neredeyse hepsi hayvanlar üzerinde uygulanıyor; ama çoğunlukta doğal alan incelemeleri var- sinirinizi bozabilecek olsa da kitap dikkate alınmaya değer.</p>
<p>Yazarın kendisinin de dile getirdiği gibi (s:100) ‘bulgu’lar ortaya koyduktan sonra onları çürütmeye çalışıyor ve bu şekilde tartışma yürütüyor; fakat bunun ‘hayvanlarda bilincin varlığı konusunda gerçekten inandırıcı kanıtlara’ ulaşabilmek için iyi bir yol olduğunu da belirtiyor.</p>
<p>Ayrıca kitapta meraklılara uygun 6 sayfaya yakın ek okuma –kitap ve makale- listesi de bulunuyor konunun peşini bırakmamakta kararlı olanlar için.</p>
<p>Hayvanların Sessiz Dünyası – Hayvanlarda bilincin varlığı üzerine bir araştırma<br />
Yazar: Marian Stamp Dawkins<br />
Yayınevi/Basım/Yıl: Tübitak &#8211; Popüler Bilim Kitapları / 14.Basım. Mayıs 2005<br />
Orijinal Dil/İsim/Yayınevi: İngilizce – Through Our Eyes Only? The Search For Animal Consciousness – Oxford University Press 1998<br />
Çeviri: Füsun Baytok</p>
<p>&nbsp;</p>
<div><embed id="lingoes_plugin_object" width="0" height="0" type="application/lingoes-npruntime-capture-word-plugin" hidden="true" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/hayvanlarin-sessiz-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Varlıkların Davranışları ve Doğaya Yönelimi Üzerine</title>
		<link>http://yabanil.net/varliklarin-davranislari-ve-dogaya-yonelimi-uzerine/</link>
		<comments>http://yabanil.net/varliklarin-davranislari-ve-dogaya-yonelimi-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 21:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>fulya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı - Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/?p=1696</guid>
		<description><![CDATA[Davranış sözcüğüne sözlükten baktığımızda bunlar karşımıza çıkıyor: Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısı ile geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin tümü. Bir toplumda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Davranış sözcüğüne sözlükten baktığımızda bunlar karşımıza çıkıyor: Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısı ile geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin tümü. Bir toplumda ya da toplumsal kümede genellikle alışkanlık durumuna gelen ve saymaca olan, görece tekbiçimli bir eylem türü. Tutum, dürtü ve uyaranlarca güdülenen ve ortak tanımı bulunan kalıplı edim.</p>
<p>Sizce nedir?</p>
<p>Atalarımızın bir davranışından örnekle gidelim.</p>
<p><span id="more-1696"></span></p>
<p>M.Ö. Asurların 1000 yıllarında diş ağrısına neden olan “şey” in anlattığı dizeler, evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp, diş ağrısı için tedavi yöntemini bu şekilde vermekle son bulur.</p>
<p>Evren, Anu tarafından</p>
<p>Yeryüzü, evren tarafından</p>
<p>Akarsular, yeryüzü tarafından</p>
<p>Dereler, akarsular tarafından</p>
<p>Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından</p>
<p>Yaratıldıktan sonra,</p>
<p>Küçük kurt ağlaya sızlaya</p>
<p>Tanrı Samaş’ın huzuruna vardı</p>
<p>Yaşlı gözlerle dedi ki:</p>
<p>“Bana vereceğin besin ne ola?”</p>
<p>“Bunlar ne ki benim için?</p>
<p>İncirle kayısı ha!</p>
<p>Bırak da hiç olmazsa</p>
<p>Dişle diş eti arasına sokulayım</p>
<p>Azı dişlerinin içine yerleşeyim.”</p>
<p>“Madem ki böyle dedin, ey küçük kurt,</p>
<p>Kahretsin seni Toprak Ana</p>
<p>O kudretli eliyle…”</p>
<p>Diş ağrısına karşı düzülmüş tılsımlı dizeler. Tedavisi: Mayalanmış arpa suyuna karıştırılmış yağ, bu dizeler üç kez yinelenerek ağrıyan dişin üzerine sürülecek.”</p>
<p>İnsanlık, dünyanın sırlarını öğrenmeye, baş ettikleri olaylar içindeyken bile gereksinim duymuştur. İnsan, doğayla bağlantısını en kuvvetli şekilde sürdürmüş, diş ağrısının mayalanmış arpa suyuyla tedavisi, evreni anlamaktaki gizemi içinde barındırmıştır. Dünya’ya hükmü geçen tanrı doğa olarak görülmüş, yaşayan canlı ruhların varlığı ise doğanın bir parçası ve “var olan” bir sebebe bağlanmasına neden olduğu içindir. Var olanlara ve olacaklara karşılıksız teşekkürle gelen kendiliğinden bir tepki olabilir. Ayrıca ruh kavramının varlığı sadece insanlara özgü bir nitelik olarak görülmemiştir. Ve insanlar diğer hayvan ve bitki varlıklarından üstün görülmemiştir. Dünyaya egemen olduğu düşünülen tanrılar ve yaşayan canlıların ruhları; doğa-üstü, beden-üstü gibi bilim dışı kavramlar değil, aksine doğayla iç içe hareket etmenin sonuçları olarak tanımlanabilir. Davranışların bir sonucu olarak.</p>
<p>Günümüzde gizliden yürütülen bir durum olarak, insanların tüm davranışlarının ruhlarının durumlarından kaynaklandığına inanılır, hayvanların bütün davranışları ise “içgüdü” adı verilen ve varoluştan bu canlılara bahşedilmiş sanılmaktadır. Halbuki insan da diğer canlılar gibi bir türdür. Her canlı gibi evrimleşerek bildiğimiz son halini almıştır ve anatomik, biyolojik, davranışsal, fizyolojik olarak diğer canlılarla çok fazla benzerlik sahibidir. Hayvanlar da insanlara aynı şekilde benzer. Ve bu benzer özellikler içinde diğer hayvan türleri, insandan daha üstündür. Farklı hayvan türleri arasındaki farklı özellikler gibi. İnsanın diğer hayvanlaradan ancak zekaya bağlı bazı özellikler bakımından ileridir, fakat geri kalan özelliklerin büyük bir kısmında insan diğer hayvanlar karşısında acizdir. Canlılarda davranışlar birincil olarak hormonal sistem ve sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Düşünce, bilinç, zeka, algı sonucu davranışlar, nöron adı verilen beyin hücrelerinin çalışması sayesinde işler. Nöronların sayısı arttıkça ve bu nöronlar özelleştikçe de, bu özelliklerin gelişmişliği artar. İlla bir fark aranacaksa, insanı farklı kılan sadece budur: İnsanın beyin hacminin büyüyebilmesiyle birlikte, beyni de büyüyebilmiştir.</p>
<p>Yaşayabilen her canlı, yaşayabilecek kadar başarılı ve gelişmiştir. Ve hiçbir canlının diğerinden üstün olup olmadığı bilgisi aslında yoktur.</p>
<p>Fakat sadece insanların üstün olduğu konular anlatıldı, öğretildi. İnsanların eyleme döktükleri davranış, hayvanlarınki ise içgüdü olarak bilindi. Bebeklerin nasıl annelerinin memelerine meyillendiğini, yavru su kaplumbağalarının nasıl yumurtadan çıkar çıkmaz denize ulaşmaya çalıştığını, bitkilerin güneşe meyletmesi, toprak içindeki davranışları ve bize &#8220;içgüdü&#8221; gibi gelen bütün öğrenilmiş davranışlar bu şekilde açıklanabilir.</p>
<p>içgüdü sözlüklerde nasıl tanımlanmış:</p>
<p>Organizmayı o türe özgü olan bir amaca sürükleyen hareket eğilimi. Davranıştaki doğal ve kalıtsal olan faktör.</p>
<p>Cesurluk, inançlılık ve kişisel bütünlük gibi niteliklerin kazandırdığı ruhsal güç.</p>
<p>Göz korkutucu tehlikeler karşısında kümece geliştirilen birliktelik duygusu.<br />
Canlıları, yararlı ya da gerekli birtakım işlere güden ve düşünceyle ilgisi bulunmayan duygu.</p>
<p>Bir türün bütün üyelerinde doğal olarak var olan ve öğrenme yerine olgunlaşma sonucu gelişen karmaşık bir uyarım.<br />
Bir hayvan türünün bütün bireylerinde kalıtım yoluyla belirlenmiş olan ve yaşamın korunmasına yarayan bilinçsiz eyleme ve davranış biçimi. İçgüdüler öğrenilmezler, deneme yoluyla kazanılmazlar; bu davranış biçimleri her hayvan türünde başkadır, ama bir türün içinde bireysel ayrılıklar göstermezler.<br />
Herhangi bir canlı türünün öğrenme gerekmeden örgütlü, uyuma yararlı ve sürekli olarak davranma eğilimi.</p>
<p>Organizmayı o türe özgü olan bir amaca sürükleyen hareket eğilimi.</p>
<p>Bireyin doğasından gelen ve öğrenilmeden kazanılan kalıplı yönelim.<br />
Organizmayı o türe özgü olan bir amaca ulaşmaya sürükleyen hareket eğilimi, örnek örümceğin ağ örmesi. Tavır ve hareketdeki doğal ve kalıtsal olan faktör.<br />
Siz nasıl tanımlardınız?</p>
<p>Orta çağdan beri içgüdü, insan dışındaki tüm canlıların gösterdikleri otomatik davranışlar olarak bilinir. Aslında tüm canlıların bir davranışı göstermeye meyillilik durumu demektir. Genetik kökenli, yahut yaşam boyunca ihtiyaca bağlı öğrenim yoluyla gösterilen davranışlar olabilir. Ayrıca genetik olarak bilinen davranışların özellikleri açısından canlı ve cansız varlıkların arasında da bir fark yoktur. Çünkü genetik olarak yerleşen bilgiler birbiriyle ilişkili kimyasal evrim olarak gerçekleşmeye devam etmektedir. Sinir sistemi ve beyni olmayan canlılar da bu davranışları sergiler.</p>
<p>Bütün varlıklar için hayatta kalmak ve devamlılığını sağlama amacı vardır. İnsanlar da dahil tüm canlılar genetik, algısal, düşünsel olarak bir karara varıp içgüdüsel davranışlarını sergilerler. Sadece genetik ya da sonradan öğrenilerek değil, çevresel ve coğrafi durumlara göre de içgüdüsel davranışlar belirlenir.</p>
<p>Bir insan canlısı olarak kendimize şunu sorabiliriz, isteklerimiz kendi kararlarımız sonucu mu ortaya çıkıyor? İhtiyaçlarımızı kendimiz mi belirliyoruz? Bir canlı olduğumuz bilincindeysek hangi davranışları sergileme ihtiyacındayız? Gerçek ihtiyaçlarımız ne yönde oluşuyor?</p>
<div><embed id="lingoes_plugin_object" width="0" height="0" type="application/lingoes-npruntime-capture-word-plugin" hidden="true" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/varliklarin-davranislari-ve-dogaya-yonelimi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Editör olmak ister misiniz?</title>
		<link>http://yabanil.net/editor-olmak-ister-misiniz/</link>
		<comments>http://yabanil.net/editor-olmak-ister-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 12:38:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/?p=1691</guid>
		<description><![CDATA[Yabanıl&#8217;ın ilgilendiği konularla ilgili hem teorik hem de pratik olarak sahip olduğunuz bilgileri bu site üzerinden paylaşmak ister misiniz? Kitaplar, broşürler hazırlamak? Söyleşiler ve gösterimler organize etmek? O halde bizimle iletişime geçin: zengerilla [et] gmail [nokta] com &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yabanıl&#8217;ın ilgilendiği konularla ilgili hem teorik hem de pratik olarak sahip olduğunuz bilgileri bu site üzerinden paylaşmak ister misiniz? Kitaplar, broşürler hazırlamak? Söyleşiler ve gösterimler organize etmek? O halde bizimle iletişime geçin: zengerilla [et] gmail [nokta] com</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/editor-olmak-ister-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoşçakalın</title>
		<link>http://yabanil.net/hoscakalin/</link>
		<comments>http://yabanil.net/hoscakalin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 16:14:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/hoscakalin/</guid>
		<description><![CDATA[Hayat, henüz tamamlanmamış bir kitap gibi. Yazdığınız ve siz yazdıkça da şekillenen bir kitap. Kalemi elinize alıyorsunuz ve başlıyorsunuz yazmaya. Kurgu yok. Aklınıza ne gelirse kalem olup şekiller çiziyor kağıt üzerine. Bir hikayeden öbürüne. Kimi unutulup gidiyor, kimi de yıllarca anlatılıyor dilden dile. Benim için artık son bir kaç cümle. Yabanıl&#8217;da son bir yazı. İster [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat, henüz tamamlanmamış bir kitap gibi. Yazdığınız ve siz yazdıkça da şekillenen bir kitap. Kalemi elinize alıyorsunuz ve başlıyorsunuz yazmaya. Kurgu yok. Aklınıza ne gelirse kalem olup şekiller çiziyor kağıt üzerine. Bir hikayeden öbürüne. Kimi unutulup gidiyor, kimi de yıllarca anlatılıyor dilden dile.</p>
<p>Benim için artık son bir kaç cümle. Yabanıl&#8217;da son bir yazı. İster anlatın, isterseniz unutun gitsin. Ama sanmayın ki artık başka hikayelerde de yer almayacağım. Hayat gerçekten de çok garip. Hikayelerin biri bitiyor öbürü başlıyor ve buradaki maceram bu kadar. Hikayemin sonu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/hoscakalin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiç Program Olmasın mı?</title>
		<link>http://yabanil.net/hic-program-olmasin-mi/</link>
		<comments>http://yabanil.net/hic-program-olmasin-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 12:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı - Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Uygarlığın Ötesinde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/hic-program-olmasin-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Programlar, başarısız olurken insanları meşgul g&#246;stermeye yarar. Eğer programlar ger&#231;ekten de kendilerinden beklenen şeyi yapmış olsalardı, insan toplumu bir cennet olurdu: devletlerimiz, okullarımız, yasalarımız, adalet sistemlerimiz, ceza sistemlerimiz, vs. işe yarardı. Programlar başarısız olduğunda (her zamanki gibi), k&#246;t&#252; tasarım, b&#252;t&#231;e ve personel eksikliği, k&#246;t&#252; y&#246;netim ve yetersiz eğitim gibi şeyler su&#231;lanır. Programlar başarısız olduğunda, daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Programlar, başarısız olurken insanları meşgul g&ouml;stermeye yarar. Eğer programlar ger&ccedil;ekten de kendilerinden beklenen şeyi yapmış olsalardı, insan toplumu bir cennet olurdu: devletlerimiz, okullarımız, yasalarımız, adalet sistemlerimiz, ceza sistemlerimiz, vs. işe yarardı.</p>
<p>Programlar başarısız olduğunda (her zamanki gibi), k&ouml;t&uuml; tasarım, b&uuml;t&ccedil;e ve personel eksikliği, k&ouml;t&uuml; y&ouml;netim ve yetersiz eğitim gibi şeyler su&ccedil;lanır. Programlar başarısız olduğunda, daha gelişmiş tasarım, daha fazla b&uuml;t&ccedil;e ve personel, &uuml;st&uuml;n y&ouml;netim ve daha iyi eğitimle değiştirilebilecekleri umulur. Bu yeni programlar da başarısız olduğunda (her zamanki gibi), tekrar&nbsp;k&ouml;t&uuml; tasarım, b&uuml;t&ccedil;e ve personel eksikliği, k&ouml;t&uuml; y&ouml;netim ve yetersiz eğitim su&ccedil;lanır.</p>
<p>Bu nedenle her yıl başarısızlıklarımıza daha fazlasını harcıyoruz. &Ccedil;oğu kişi bunun yeterli olduğunu kabul ediyor, &ccedil;&uuml;nk&uuml; her yıl kendileri i&ccedil;in daha fazlasını aldıklarını biliyorlar: daha b&uuml;y&uuml;k b&uuml;t&ccedil;eler, daha fazla yasa, daha fazla polis ve hapishane &#8211; bir yıl &ouml;ncesinde işe yaramayan ne varsa daha fazlası.</p>
<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center;">
<p><span style="font-size: small;">Eski Zihinler:</span></p>
<p><em><span style="font-size: small;">Ge&ccedil;en yıl işe yaramadıysa, bu yıl DAHA FAZLASINI yapalım</span></em></p>
</td>
<td>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;">Yeni Zihinler:</span></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-size: small;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ge&ccedil;en yıl işe yaramadıysa, bu yıl FARKLI bir şey yapalım</span></em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/hic-program-olmasin-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Programı Olmayan Yeni Zihinler</title>
		<link>http://yabanil.net/programi-olmayan-yeni-zihinler/</link>
		<comments>http://yabanil.net/programi-olmayan-yeni-zihinler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Sep 2011 20:00:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı - Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Uygarlığın Ötesinde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/programi-olmayan-yeni-zihinler/</guid>
		<description><![CDATA[Eğer dünya kurtulacaksa, bu, yeni programlara sahip eski zihinlerle değil hiçbir programı olmayan yeni zihinlerce olacaktır. Peki neden yeni programlara sahip yeni zihinler değil? Çünkü programlar üzerine çalışan insanların olduğu yerde, yeni zihinler değil eskilerini bulursunuz. Daha önce bahsettiğim nehir, vizyondur. Kültürümüzün vizyonu bizi bir felakete taşıyor. Çamura saplanan çubuklar bu nehrin akışını engelleyebilir, ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer dünya kurtulacaksa, bu, yeni programlara sahip eski zihinlerle değil hiçbir programı olmayan yeni zihinlerce olacaktır.</p>
<p>Peki neden yeni programlara sahip yeni zihinler değil? Çünkü programlar üzerine çalışan insanların olduğu yerde, yeni zihinler değil eskilerini bulursunuz.</p>
<p>Daha önce bahsettiğim nehir, vizyondur. Kültürümüzün vizyonu bizi bir felakete taşıyor. Çamura saplanan çubuklar bu nehrin akışını engelleyebilir, ancak nehrin akışının engellenmesine değil, onu tümüyle yeni bir kanala yönlendirmeye ihtiyacamız var. Kültürümüzün vizyonu bizi şimdiye bu felaketten uzaklaştırmaya ve sürdürülebilir bir geleceğe taşımaya başlasaydı, programlar zaten gereksiz olurdu. Nehrin akışı istediğiniz yönde olsaydı, onu engellemek için çubuklar saplamazdınız.</p>
<p><span style="font-size: small;"><br />
</span></p>
<table border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;">Eski Zihinler:          </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;">Kötü şeylerin olmasını nasıl engelleyebiliriz?          </span></p>
</td>
<td>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;">Yeni Zihinler:</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;">İşleri nasıl yoluna sokabiliriz?</span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/programi-olmayan-yeni-zihinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Programlara Sahip Eski Zihinler</title>
		<link>http://yabanil.net/yeni-programlara-sahip-eski-zihinler/</link>
		<comments>http://yabanil.net/yeni-programlara-sahip-eski-zihinler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 09:40:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı - Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Uygarlığın Ötesinde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/?p=1677</guid>
		<description><![CDATA[İsmail ile başlayıp Benim İsmail&#8217;im ile biten üçlemenin ikinci kitabı olan B&#8217;nin Öyküsü&#8217;nde &#8220;Eğer dünya kurtulacaksa, bu, yeni programlara sahip eski zihinlerle değil hiçbir programı olmayan yeni zihinlerce olacaktır.&#8221; yazmıştım. Ne yazık ki yazmak kolaydır ancak düşünceler zor anlaşılır. Bu cümleyi tekrar açıklayacağım. Eğer bu şekilde devam ederek, uzun süre dünya üzerinde kalamayacağız &#8211; bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsmail ile başlayıp Benim İsmail&#8217;im ile biten üçlemenin ikinci kitabı olan B&#8217;nin Öyküsü&#8217;nde &#8220;Eğer dünya kurtulacaksa, bu, yeni programlara sahip eski zihinlerle değil hiçbir programı olmayan yeni zihinlerce olacaktır.&#8221; yazmıştım. Ne yazık ki yazmak kolaydır ancak düşünceler zor anlaşılır. Bu cümleyi tekrar açıklayacağım. Eğer bu şekilde devam ederek, uzun süre dünya üzerinde kalamayacağız &#8211; bir kaç on yıl, belki de en fazla yüzyıl. Eğer günümüzden bin yıl sonra hâlâ dünya üzerinde olacaksak, bu şekilde yaşamayı bıraktığımız içindir.</p>
<p>Peki nasıl olacak? Bu şekilde devam etmeyi nasıl bırakacağız?</p>
<p>Eski zihinler bizi engellemeyi düşünür. Tıpkı fakirliği, aşırı ilaç kullanımını, suçu engelledikleri gibi&#8230; Programlarla. Programlar nehrin akışını engellemek için yerleştirilen çubuklardır. Çubuklar akışı yalnızca bir miktar engeller. Ama asla durduramaz ve nehrin yönünü de değiştiremez.</p>
<p>Kendimden emin bir şekilde dünya kurtulacaksa, bunun, yeni programalara sahip eski zihinlerle olamayacağını söylememin nedeni budur. Programlar işe yaramaz. Hiçbir program fakirliği, aşırı ilaç kullanımını veya suçu durduramaz ve durduramayacak da.</p>
<p>Hiçbir program dünyayı mahvetmemezi engelleyemez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/yeni-programlara-sahip-eski-zihinler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dünyayı kurtarmak&#8221; ne anlama geliyor?</title>
		<link>http://yabanil.net/dunyayi-kurtarmak-ne-anlama-geliyor/</link>
		<comments>http://yabanil.net/dunyayi-kurtarmak-ne-anlama-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 19:43:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Uygarlığın Ötesinde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/dunyayi-kurtarmak-ne-anlama-geliyor/</guid>
		<description><![CDATA[D&#252;nyayı kurtarmaktan bahsederken, hangi d&#252;nyadan bahsediyoruz? Belli ki gezegenin kendisinden bahsetmiyoruz. Ama aynı zamanda biyolojik d&#252;nyadan da bahsetmiyoruz. Canlıların d&#252;nyası, garip belki ama, tehlikede değil (binlerce hatta belki de milyonlarca t&#252;r tehlikede olsa da). En k&#246;t&#252; ve en yıkıcı halimizde bile, gezegendeki t&#252;m canlı yaşamı yok edemeyiz. Şu an g&#252;nde iki y&#252;z t&#252;r&#252;n neslinin t&#252;kendiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyayı kurtarmaktan bahsederken, hangi d&uuml;nyadan bahsediyoruz? Belli ki gezegenin kendisinden bahsetmiyoruz. Ama aynı zamanda biyolojik d&uuml;nyadan da bahsetmiyoruz. Canlıların d&uuml;nyası, garip belki ama, tehlikede değil (binlerce hatta belki de milyonlarca t&uuml;r tehlikede olsa da). En k&ouml;t&uuml; ve en yıkıcı halimizde bile, gezegendeki t&uuml;m canlı yaşamı yok edemeyiz. Şu an g&uuml;nde iki y&uuml;z t&uuml;r&uuml;n neslinin t&uuml;kendiği tahmin ediliyor. Komşularımızı bu şekilde &ouml;ld&uuml;rmeye devam edersek, bu iki y&uuml;z t&uuml;rden birinin kendimiz olması ka&ccedil;ınılmaz.&nbsp;</p>
<p>D&uuml;nyayı kurtarmak d&uuml;nyayı şu anki haliyle muhafaza etmek anlamıza gelmez. Kulağa hoş bir fikir gibi gelebilir, ancak asla ulaşılamaz. T&uuml;m insan ırkı yarın yok olsa bile, d&uuml;nya bug&uuml;n olduğu gibi kalmaz. Asla ama asla bu gezegendeki değişimi durduramayacağız.</p>
<p>Ancak eğer d&uuml;nyayı kurtarmak canlılar d&uuml;nyasını kurtarmak veya onu olduğu gibi muhafaza etmek anlamanı gelmiyorsa, ne anlama geliyor? D&uuml;nyayı kurtarmak yalnızca bir anlama gelebilir: d&uuml;nyayı bir insan habitatı olarak muhafaza etmek. Bunu başarmak i&ccedil;in ise d&uuml;nyayı m&uuml;mk&uuml;n olduğunca &ccedil;ok canlı t&uuml;r&uuml;n&uuml;n habitatı olarak korumak gerekir (korumak zorundayız). Hayatlarımızı s&uuml;rd&uuml;rmek i&ccedil;in yaşam topluluğuna ihtiya&ccedil; duyarız. Eğer yaşam topluluğuna karşı yıkımsal saldırımızı durdurursak, d&uuml;nyayı insan habitatı olarak kurtarabiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/dunyayi-kurtarmak-ne-anlama-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kültürümüz insanları&#8221; kimlerdir?</title>
		<link>http://yabanil.net/kulturumuz-insanlari-kimlerdir/</link>
		<comments>http://yabanil.net/kulturumuz-insanlari-kimlerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 22:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serhat Elfun Demirkol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı - Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Quinn]]></category>
		<category><![CDATA[Uygarlığın Ötesinde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yabanil.net/kulturumuz-insanlari-kimlerdir/</guid>
		<description><![CDATA[K&#252;lt&#252;r&#252;m&#252;ze ait insanları ayırt etmek kolaydır. Gıdanın kilit altında olduğu herhangi bir yere giderseniz &#8211; d&#252;nya &#252;zerinde herhangi bir yer &#8211; k&#252;lt&#252;r&#252;m&#252;z insanlarının arasında olduğunuzu bilirsiniz. Bazı konularda g&#246;rece &#231;ok farklı olabilirler &#8211; giyim tarzları, evlilik gelenekleri, tatilleri, vs. Ancak en temel konuya geldiğinizde, hayatta kalmak i&#231;in gerekli olan gıdayı elde etme konusunda hepsi aynıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>K&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;ze ait insanları ayırt etmek kolaydır. Gıdanın kilit altında olduğu herhangi bir yere giderseniz &#8211; d&uuml;nya &uuml;zerinde herhangi bir yer &#8211; k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z insanlarının arasında olduğunuzu bilirsiniz. Bazı konularda g&ouml;rece &ccedil;ok farklı olabilirler &#8211; giyim tarzları, evlilik gelenekleri, tatilleri, vs. Ancak en temel konuya geldiğinizde, hayatta kalmak i&ccedil;in gerekli olan gıdayı elde etme konusunda hepsi aynıdır. Bu yerlerde, gıda birileri tarafından <em>sahiplenir</em>&nbsp;ve eğer bir miktar yiyecek isterseniz satın almak zorundasınız. Beklenilen budur, zira k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z insanları başka bir yol bilmez.</p>
<p>Gıdayı sahiplenilecek bir meta haline getirmek k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml;n en b&uuml;y&uuml;k icatlarından biriydi. Tarihte başka hi&ccedil;bir k&uuml;lt&uuml;r gıdayı şimdiye kadar kilit altında almamıştı &#8211; ve gıdayı kilit altına almak ekonomimizin k&ouml;şetaşıdır. Eğer gıda kilit altında değilse, kim &ccedil;alışırdı ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yabanil.net/kulturumuz-insanlari-kimlerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

