Beslenme Yarışı

4 Nisan 2009

Daniel Quinn ve İsmail‘den esinlenen kısa ve etkili bir animasyon. Film, besin üretimi ve nüfus artışı arasındaki ilişkiyi anlatıyor.

Bir İktidar Teorisi – Bölüm 5

Tarımın ortaya çıkışı insanlık üzerinde tarihimizdeki diğer herhangi bir olaydan çok daha büyük bir etkiye sahipti. Tarım, sınırlı kaynaklar ve daha karmaşık sosyal yapıların oluşumu için rekabete yol açan artı değeri ve kuvvetlendirmeleri yarattı. İnsanlığın milyonlarca yıldır var olan genetik evrimini sonlandırdı, ve en sonunda insan davranışı üzerinde genden meme doğru bir iktidar geçişini tamamladı. Bugün uygarlık olarak tanımladığımız şey için alt yapıyı hazırladı. Büyük ölçüde, insan tarihinde büyük bir ileri sıçrama olarak tanımlanmış olan tarım, gerçekte gündelik yaşamlarımızı bencil bir kültürün kontrolüne boyun eğdirmekten başka bir şey yapmamıştır.

Tarım ve mem önemli bir simbiyotik gelişim periyoduna girdiler. Bununla birlikte kanıtlar sembolik memlerin tarımdan binlerce yıl önce ortaya çıktığını gösterir. Bunlar başlangıçta paralel gelişmeler olarak gözükmediler – tarım sembolik düşüncenin kuvvetlenmesine neden olurken, sembol önce çiftçinin yolunu açtı. Sembolik akıcılık, tarımın benimsenmesi ve kuvvetlenmesi için gerekli olduğu kanıtlanmış, insan toplumu içersindeki yapıların gelişimine fırsat verdi. Bu tarz yapılardan biri olan toprak sahipliğinin soyut kavramı, bölgenin sembolik temsiliyle yönetilebilirliğini gösterdi. Kişi gerçekte toprağı satın alamaz ve onu değiş tokuş edemez, fakat kişi toprağı sembolik olarak ifade edebilir – örneğin, bir tapu şeklinde. Tüm gruplar toprağın sembolik temsilini kabul ettikleri sürece, sembolü sahiplenmek, değiş tokuş etmek ya da satmak mümkündür.

Yazının devamı »

Büyük Unutuş

24 Mayıs 2006

Daniel Quinn’in B’nin Öyküsü kitabından, B’nin halka açık konuşmalarından ilki.

Büyük Unutuş

Her dinleyici kitlesi ve her bir dinleyiciye ailelerimizden aldığımız ve çocuklarımıza devrettiğimiz kültürel bilincin kesin olarak uygarlığımızın oluştuğu bin yılda, kültürümüzde Büyük Unutuş üzerine kurulu olduğunu göstererek başlamalıyım. Uygarlığımızın oluştuğu bu bin yılda neler oldu? Olan, neolitik çiftçi toplulukların köylere, köylerin kentlere, kentlerin büyük krallıklara dönüşmesiydi. Bu olayları, işçi sınıfının gelişmesi, bölgesel ve bölgeler arası ticaret sisteminin oluşması ve ticaretin ayrı bir iş olarak kurulması izledi. Tüm bunlar olurken unutulan şey, bunların hiç olmadığı bir zamanın yaşandığı gerçekliği idi. Bu zamanda insan yaşamı, hayvan üretimi ve tarım yerine, avlanma ve toplama ile sürüyor, köy, kasaba ve krallıklar düşünce ötesinde kalıyor, kimse çömlek ya da sepet yapıcı veya metal işçisi olarak çalışmıyor, ticaret resmi olmayan ve sıradan bir şey olarak görülüp bir yaşam tarzı olarak algılanmıyordu.

Yazının devamı »

Kontrol, uygarlığın merkezi bir bileşenidir. Her ne kadar kontrol üzerine bir yaşam sürüyor olsak da, zaman zaman Tabiat bizlere bunun asla böyle olmadığını anımsatıyor. Depremler, kasırgalar, salgın hastalıklar…

Yaşam bir ağdır ve tüm canlılar bu ağ içersinde birbirleri ile etkileşim halindedir. İnsanlar da, mikroorganizmalar da bu ağın bir parçası oldukları için, sürekli olarak birbirlerine etki içersindeler. Hastalık yapıcı mikroorganizmalar ile insanların bu etkileşimleri özellikle tarım toplumuna geçiş ve evcilleştirmeyle birlikte çok daha vahim sonuçları doğuracak şekilde gelişmeye devam etmektedir. Ancak konuyu buradan başlatmadan önce, bu hastalık mikroplarının kafalarında olup bitenleri ve mikropların yaşam ağındaki önemini ve yerini iyice idrak etmemiz gerekir. Bu yüzden isterseniz, bir süre mikrop gibi düşünelim – Jared Diamond’ın Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabından alıntılarla devam edelim.

Mikroplar da bizler gibi evrimleşir. Seçilim, her zaman yavrulamakta ve yavrularının yaşayabilecekleri uygun yerlere dağılmasına yardım etmekte en başarılı olan tekler lehine işler. Mikrop için dağılma tahmin edebileceğiniz üzere kişiden kişiye bulaşmadır. Kısacası, bir mikrop ne kadar iyi yayılırsa o kadar çok ürer ve doğal seçilim onun lehine işler. Bu anlamda bütün mikroplar kendilerine özel yayılma stratejileri geliştirirler. Kimileri ev sahibinin ölmesini ve bir başkası tarafından yenmesini bekler; kimileri ev sahibinin ölümünü beklemez ve ev sahibini ısıran böceklerle yeni bir ev sahibine kadar yolculuk eder; ve tabiki genellikle kendi işini kendileri gören mikroplar.

Yazının devamı »