Uygarlığın Ötesinde

3 Şubat 2010

Daniel Quinn‘in “Beyond Civilization” kitabından…

Bir zamanlar dünya denen bir gezegende yaşam ortaya çıkmıştı. Kurtlar, balıklar, kuşlar , orangutanlar, keçiler, aslanlar, hepsi kendine özgü pek çok farklı sosyal yapıya sahiplerdi. Yaşam ağının üyelerinden olan bir tür ise kabile denilen eşsiz bir sosyal yapı geliştirdi. Kabile milyonlarca yıl boyunca insan için işe yaramıştı, ancak bir zaman geldiğinde kabileye göre daha hiyerarşik olan (uygarlık denilen) yeni bir sosyal yapıyı denemeye karar verdiler. Çok geçmeden, hiyerarşinin en tepesindekiler büyük bir lüks içerisinde yaşamaya başladı, boş zamanlarının tadını çıkarıp her şeyin en iyisine sahip oldu. Onların altındaki daha geniş bir sınıf insan ise oldukça iyi yaşıyordu ve bundan şikayetleri yoktu. Ancak hiyerarşinin en altında yaşayan kalabalık bundan hiç de hoşlanmadı. Hayatta kalmak için mücadele ediyorlardı. Çalışıyor ve hayvan sürüleri gibi yaşıyorlardı.

“Bu işe yaramıyor,” dedi kalabalık. “Kabile tarzı daha iyiydi. O tarza geri dönmeliyiz.” Ama hiyerarşiyi yönetenler “O ilkel yaşamı sonsuza kadar arkamızda bıraktık. Ona geri dönemeyiz.” dediler.

Yazının devamı »

Vahşi Çocuk

10 Kasım 2007

mudkids1.jpg

Yosunlu duvarların üzerinde dengede durmak, düz olmayan taşlar üzerinde yürümek,
Tehlikeli dünyalar, kanayan dizler, karmakarışık saçlar ve kirli elbiseler
Ne hatırlayabilirsin?
Hatırlamak istemiyor musun?

Yazının devamı »

Kanyini

30 Ağustos 2007

2007 de Londra Avustralya Film Festivalinde en iyi belgesel seçilen Melanie Hogan‘ın yönettiği Kanyini; dünyanın en görkemli abidesi Uluru’nun gölgesinde yaşayan bir avustralya yerlisinin, Bob Randall’ın anlattığı bir hikaye…

Bob’un kırlarda yaşayan yerlilerden öğrendiği bilgeliğe ve kişisel yolculuğuna dayanarak, yerlilerin neden modern dünyayla mücadele ettiklerini ve ne yöne gitmek istediklerini anlatıyor…

Bu sadece bir insanın ve onun halkının hikayesi değil, bu tüm insanlığın hikayesi..

Belgeselin fragmanını izlemek için tıklayın.

Bushman Kazandı

16 Aralık 2006

“Bugün, biz Bushmanlar için en mutlu gün. Çok uzun zamandır ağlıyorduk, fakat bugün mutluluk ile ağlıyoruz. En sonunda özgür kaldık. Tahliyeler insanlarım için çok ama çok acılıydı. Umarım şimdi toprağımıza, evimize gidebiliriz.“Botswana tarihinin en pahalı ve en uzun davası, Bushmanların lehine sona erdi.
—–
Botswana‘nın ortasında yer alan Kalahari Çölünde 5,000 Gana, Gwi ve Tsila Bushmanlarının geleneksel bölgelerini, ve bağımlı oldukları av hayvanlarını korumak için oluşturulan Orta Kalahari Av Koruma Arazisinde 1980lerin başında elmas bulunmuştu.
Kısa bir süre sonra, devlet bakanları orada yaşayan Bushmanlara, topraklarında elmas bulunduğunu ve bu yüzden yaşadıkları topraklarını terk etmek zorunda olacaklarını söylemek için araziye gitmişti.

1997, 2002 ve 2005′teki üç büyük tahliyede, tüm Bushmanlar topraklarından kavuldular ve arazinin dışındaki sığınma kamplarında yaşamaya zorlandılar. Nadiren avlanabiliyor, ve avlanırken tutuklanıyorlar ve dövülüyorlardı. Devletin dağıttığı yiyeceklere bağımlı kılındılar. Şuan da bir çoğu alkolizm, can sıkıntısı, depresyon, ve AIDS gibi hastalıkların pençesinde.
Sevindirici haber 13 Aralık günü geldi. Botswana Yüksek Mahkemesi, devletin Bushmanları tahliyesinin “kanunsuz ve anayasaya aykırı” olduğunu, ve Bushmanların Orta Kalahari Av Koruma Arazisi içersinde yer alan topraklarında yaşamaya hakları olduğunu açıkladı.Mahkeme, ayrıca Bushmanların arazide avlanmaya ve yiyecek toplamaya haklarının da olduğunu, ve araziye girmek için izin almak zorunda olmadıkları kararını verdi.

Bushmanlar artık atalarının topraklarına, eşsiz topluluklarına ve yaşam tarzlarına geri dönebilecekler.

Büyük Anımsama

22 Eylül 2006

Daniel Quinn B’nin Öyküsü kitabından; B’nin halka açık konuşmalarından beşincisi ve sonuncusu.

Büyük Anımsama

İnsanların fiziksel sınırlarını veya kırılganlıklarını görmezden gelmelerinin sağlayan melek tozu veya PCP olarak adlandırılan bir uyuşturucu vardır. Bu uyuşturucunun etkisi altında İnsanlar, bedenin sınırlamaları ötesinde gibi algılanan faaliyetlere deli gibi dalar ve bu yüzden kemikleri kırılır, derileri sıyrılır ve kendilerini yok edilemez görürler ve tüm zararların farkına, ancak uyuşturucunun etkisi geçtiğinde varırlar.

Kültürümüzün bizim biyolojik sınırlarımızı ve kırılganlığımızı görmemizi engelleyecek, kendine özgü bir melek tozu bulunmaktadır. Bu tozun etkisiyle, sadece kendi türlerimiz için değil diğer tüm türler için de zararlı olacak, biyolojik sınırlarımız ötesinde faaliyetlere delicesine dalıp, farkında olmadan kendimizi yok edilemez sanarak, kemiklerimiz kırıldı ve derilerimiz yüzüldü. Ancak şimdi, uyuşturucunun etkisini kaybetmeye başlamasıyla bir bağımlının geçirdiği çılgınlık nöbetinde olduğu gibi, başımıza gelenleri görebiliyoruz. Bu gerçekleri görürken bile deliliğimizin nedenini uyuşturucu olarak kabul etmediğimiz için, uyuşturucu almaya devam ediyoruz.

Yazının devamı »

Quinn’in önceki kitapları daha çok sorunun ne olduğunu göstermeye yönelik… Eğer önceki kitaplarını okumuşsanız birşeyler yapma gereksinimi duymuşsunuzdur. İşte bu kitap çözüm önerilerine odaklanmış. Fakat malesef henüz dilimize çevrilmedi. Aşağıda kitap hakkındaki incelemeyi elimden geldiğince Türkçeleştirmeye çalıştım:

Beyond Civilization: Humanity’s Next Great Adventure

Medeniyetin Ötesi: İnsanliğin önündeki büyük mecara

Cynthia Kaye’in kitap incelemesi:

Eğer bir grup Marslı antropologun bizim kültürümüzü incelemesi gibi bir ihtimal olsaydı, onların hakkımızdaki ilk bulguları şöyle bir şey olurdu: Bu insanlar garip bir fikre sahipler, medeniyet adını verdikleri şeyin ulaşılabilecek en son nokta, yerine daha iyisi konulamayacak bir icat oldugunu düşünüyorlar. Halbuki büyük bir çoğunluğu bu katlanılmaz hiyerarşik sistem yüzünden acı çekmekte ve sistem onları küresel bir felakete dogru sürüklemesine rağmen onlar sisteme hayattaki en güzel şeymiş gibi -bir nimetmiş gibi- sadıklar. Ve medeniyetin ötesinde daha kabul edilebilir (ve daha az yıkıcı) bir sistemin var olması onlar için neredeyse düşünülemez bir şey.

Yazının devamı »