Neden Primitivizm?
24 Aralık 2010
John Zerzan
Debord’un biyografi yazarı Anselm Giap(1), 50 yıl önce Joseph Wood Krutch tarafından ortaya atılan “Doğanın denetimi ile sağlanacak daha tam insan olabilme fırsatına ne oldu?” (2) sorusunu anımsatarak, bugünün yapbozunu, neden ”insan eyleminin sonuçları insanlığın kendisine böylesine düşman” olarak formüle etti.
Genel kriz hayatın her alanında hızlıca derinleşiyor. Biyosfer düzeyinde, bu gerçeklik fazla korkunç olmasa banal diye adlandırılacak denli iyi biliniyor.
Türlerin soyunun tükenme oranındaki artış, dünya okyanuslarında ölü bölgelerin çoğalması, ozon delikleri, yok olan yağmur ormanları, küresel ısınma, yaygınlaşan hava, su ve toprak kirliliği bu gerçekliklerden bazıları.
Bunun toplumsal dünyayla tüyler ürpertici bir bağlantısı ise, yaygın ilaç kullanımına bağlı su havzalarındaki kirlilik.(3) Bu durumda tahribat, ilaçlarla maskelenmiş kitlesel yabancılaşma tarafından güdülüyor. Birleşik Devletlerde hayati tehlike yaratan obezite hızla artarken, ağır depresyon ve kaygı rahatsızlıklarından milyonlar mustarip oluyor.(4) Geçtiğimiz on yıla oranla gençler arasında intihar oranı 3 katına çıkmışken; evlerde, işyerlerinde, okullarda sık sık, çok sayıda cinayetler patlak veriyor.(5) Ebola, Lassa humması, AIDS, Lejyoner hastalığı gibi fizyolojik temelleri bilinen yeni hastalıkların ortaya çıkmasının yanı sıra; Fibromyalgia, kronik yorgunluk sendromu ve diğer “gizemli” psikosomatik hastalıklar çoğaldı. Antibiyotiğe dirençli TB ve sıtmanın dönüşü, teknolojik efendilik yanılsamasını alaya alırken, E Koli, Deli Dana hastalığı, Batı Nil virüsü gibi salgınlardan bahsetmiyorum bile. Yalnızca modern ruhani sefalet üzerine, üstünkörü yapılmış bir inceleme bile sayfalar sürecektir. Güç bela bastırılmış öfke, boşluk hissi, Adan Z’ye tüm kurumlara duyulan inancın aşınması, yüksek düzeylerde stres, hep beraber Claude Kamoouh’un “toplumsal bağlarda büyüyen çatlak” olarak adlandırdığı şeye katkıda bulunuyor.(6)

