Kişisel Farkındalık: Ego ve İktidar
23 Eylül 2007
Bir İktidar Teorisi – Bölüm 8
İlk kez Bölüm 3′te sorulan soruyu hatırlayalım: temel teşkil eden genetik ve memetik iktidar-ilişkilerimizin farkındalığını elde edersek, bireyselliğimiz ne olacaktır? Yalnızca iktidar-bileşiklerinin taşıyıcılığını mı yaparız? Özgür iradeye ve bireysel özdeşliğe sahip miyiz, ya da genlerimiz ve memlerimizin çoğalmak için bizleri kullandıkları bir yapıdan başka bir şey değil miyiz? Rasyonalite ve ego arasındaki çatışmayı ortadan kaldırabilir miyiz?
Susan Blackmore, The Meme Machine kitabında, kültürümüzün tebaası olarak kaderimizi kabul etmeyi savunur. Fakat önceden de söz edildiği gibi, denetimsiz kalmış kültürümüz eninde sonunda ya insanlığın ya da çevrenin sınırlamalarını ihlal edecektir. İnsanlığın sonuna, Dünya’daki yaşamın sonuna, ya da her ikisine birden götüren bu tarz bir yaklaşımı reddetmeliyiz. Teknoloji de insanlığın mutlak özünü tehdit eder. Genetik mühendisliği ve nanoteknoloji bireyin mutlak özünü yok ederek, bilinci bireyden gruba kaydırabilir. Francis Fukuyama tam da böyle bir olasığın uyarısında bulunur, fakat “ilerleme insanlığın son bulmasına hizmet etmediği sürece kendimizi kaçınılmaz teknolojik ilerlemenin köleleri olarak kabul etmemeliyiz.” ifadesini kullanır. İleriye doğru bir yol vardır; birbirimizle, Dünya ile ve iktidar ile mantıklı, tatmin edici bir ilişkiye götürecek bir yol. Böyle bir yol iki öncelikli kavramı iyice anlamamızı gerektirir – biz kimiz, ve hangi vizyon için çalışmak istiyoruz.
