Fredy Perlman

Kabile üyelerinin gündelik pratik etkinlikleri o kabileyi yeniden üretir veya ebedileştirir. Bu yeniden-üretim yalnızca fiziksel değil aynı zamanda toplumsaldır da. Kabile üyeleri, gündelik etkinlikleri ile, yalnızca bir grup insani varlığı yeniden üretmezler; bir kabileyi, yani içinde bu insani varlıklar grubunun kendine özgü etkinliklerini kendi tarzında gerçekleştirdiği özel bir toplumsal formu yeniden-üretirler. Kabile üyelerinin kendilerine özgü etkinlikleri; onları gerçekleştiren insanların, bir arının bal üretmesinin arının “doğası”ndan kaynaklanıyor oluşu gibi, “doğal” karakteristiklerinin sonucu değildirler. Kabile üyesi tarafından günlük yaşamın kurallarının oluşturulması ve bunun ebedileştirilmesi, maddi ve tarihsel koşullara kendine özgü toplumsal bir karşılıktır.

Kölelerin gündelik etkinlikleri köleliği yeniden üretir. Günlük etkinlikleri yoluyla köleler yalnızca kendilerini ve efendilerini fiziksel olarak yeniden üretmezler; ayrıca efendilerinin kendilerini yeniden baskı altına almasına yarayacak enstrümanları ve efendilerinin otoritesine kendi boyun eğme alışkanlıklarını da yeniden üretirler. Köleci bir toplumda yaşayan insanlar için, efendi-köle ilişkisi doğal ve ebedi bir ilişki gibi görünür. Bununla birlikte insanlar efendi veya köle olarak doğmazlar. Kölelik kendine özgü toplumsal bir formdur, ve insanlar buna çok özel maddi ve tarihsel koşullar altında boyun eğerler.

Yazının devamı »

Er-Tarih’e Karşı, Leviathan’a Karşı, Türkçe’ye çevrilmesini dört gözle beklediğim bir kitaptı. Ve sonunda Kaos Yayınları tarafından Türkçesi basıldı. Benim için bir başyapıt, bir esin kaynağı olan bu kitabı herkese şiddetle tavsiye ediyorum. John Zerzan’ın kitap için 2005′te yazdığı Önsöz’ü aşağıda okuyabilirsiniz.

Fredy Perlman’ın belki de en önemli eseri olan Er-Tarih’e Karşı, Leviathan’a Karşı adlı çalışması, insan topluluklarının ve onların Batı’daki uygarlık makinesine karşı türlü türlü direnişinin hikayesidir. Kitabın yaklaşık olarak yarısı dünyadaki en son dini uygarlık olan İslam da dahil olmak üzere Mezopotamya bölgesinin özgün uygarlıklarını ele alıyor. Bu son derece çarpıcı, tarihsel bakımdan doğru olduğu kadar lirik ve tutku dolu da olan eserin geri kalanında ise sapkınların, hayalperestlerin, yerli direnişçilerin ve diğer isyancıların mücadeleleri aktarılarak günümüz gerçekliğine varılıyor.

Yazının devamı »

Aşağıdaki yazı ilk kez 8 Nisan 1979 tarihli Fifth Estate dergisinin anti-nükleer özel sayısında yayınlandı. Doğu Pennysylavania’daki Three Mile Island nükleer santralindeki bir kazadan hemen sonra aynı yılın başlarında yazıldı. Kazanın haberleri yayıldıkça, resmi haberler, “Abartmanın gereği yok, durum dengeli, herşey liderlerin kontrolü altında.” ısrarında bulundu, fakat aslında santralin yakınlarında yaşayan insanlar tahliye edilmek zorundaydı. Bu yazıda Fredy Perlman, bizlere bu bölgenin özgün ikametçilerinin yavan sözler, vaatler ve her zaman sermaye’nin yanında yer alan polis tarafından nasıl aldatıldığını ve yok edildiğini hatırlattı.
İnsanların, toprağın ve diğer canlıların tasarlanmış bir şekilde zehirlenmesi, yalnızca en kötü ikiyüzlülükle “kaza” olarak nitelendirilebilir. Sadece bilinçli körlük, Teknik ilerlemenin bu sonucunun “beklenmedik” olduğunu iddia edebilir.

“Daha yüksek varlıklar” uğruna bu kıtanın canlı sakinlerinin zehirlenmesi ve ortadan kaldırılması Doğu Pennsylvania’da başlamış olabilirdi, fakat bu kesinlikle geçtiğimiz bir kaç hafta boyunca olmadı.

Yazının devamı »