Temsiliyet Üzerine
24 Kasım 2005
Crispin Sartwell – Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik kitabından…
Şimdi sormak lazım, niçin insanlar şeyleri imgelere indirgemeye ihtiyaç duyuyor? Bir yanıt, hemde apaçık bir yanıt vardır: İmgeler güvenlidir. Hayalimde, imgeler dünyasında, hem dehşet verici suçlar işleyebilir, hem de masum kalabilirim. Uçurumdan aşağı atlayabilir ama dibe vurmadan gerçeğe dönebilirim. Hiçkimse bir patlamayı gösteren bir resmi seyrederken parçalara ayrılmaz. Dolayısıyla eğer deneyimlediğim haliyle dünya bir imge olsaydı güvende olurdum. Ve dünyayı ne kadar bir imge olarak görmeye ihtiyaç duyuyorsam, o kadar dünya tarafından tehdit edildiğimi hissediyor, bütün tehlikeleri o kadar tahammül edilmez buluyorum demektir. Ancak içinde yaşadığım dünyayı bir resim olarak görmek: Bu demektir ki resmedilen bir şey, görünüşlerin altında yatan gerçekten gerçek bir şeyler alemi vardır. Gelgelelim, bu gerçekten gerçek alemi bizi tehlikeye düşürmesin diye de, elimizin altında korunaklı tutulmalıdır. İşte bu nedenle Kant’ın görüşlerinin altında yatan, ancak hakkında hiçbirşey bilmediğimiz “kendinde şey”i vardır. Sistem olağanüstüdür. Ancak içine korku ve acı sinmiştir. Kimsenin hiçbir zaman bir atomaltı parçacığın saldırısına maruz kalmaması, temel bir ontolojide parçacıklardan yararlanmak için iyi bir nedendir. Ancak eğer şu sandalyeyi kaldırıp kafanda parçalarsam, hala sandalyenin katı olmadığı inancını koruyup korumayacağını merak ediyorum.