Kişiliğin Gelişimi

10 Aralık 2007

Yine küçüklük travmalarımın hortlaması üzerine aile, çocuk yetiştirme vs. konuları üzerine okurken, William A. Haviland‘ın Kültürel Antropoloji kitabında aşağıdaki bölüm dikkatimi çekti. Bob Black‘in “Hepimiz ebeveynlerimizin yetişkin çocuklarıyız.” lafını da düşünerek kendimizi hâlâ çocuk sayarak üzerine düşünmek güzel olur. Hatta biraz daha derin düşünerek kendimize şunu soralım: “grup içi ve grup dışında uzmanlaşmış”, “cinsiyete, yaşa, deneyime göre ayrılmış”, “sosyal anlamda değil de fayda bakımından bağımlılık içeren” görev ve ilişkileri ortaya çıkarıp, üstesinden nasıl gelebiliriz ?

Kişiliğin Gelişimi

Bir kimsenin öğrendiği şeylerin kişilik açısından önemli olmasına rağmen, pek çok antropolog, bunu nasıl öğrendiğinin daha az önemli olmayacağını var saymışlardır. Antropologlar psikanalitik teorisyenlerle birlikte yetişkin kişiliğinin ilk çocukluk döneminden büyük oranda etkilendiğini kabul ederler. Çoğu antropolog, psikanaliz teorisinden, farklı şekillerde etkilenmişlerdir. Psikanalitik literatür; kavramlar, spekülasyonlar ve klinik veriler üzerinde uzun uzun durmuş, ama kültür bağımlı çalışmalar üzerine daha az eğilmiştir. Antropologlar kendi açılarından kişilik gelişimini inceleyen alan çalışmalarıyla ilgilenmişlerdir. Örneğin, Batı toplumunda erkeğin güçlü, agresif, baskın, öz güvene sahip ve başarı sarhoşu olması beklenirken; kadının pasif, itaatkar, güvensiz, sadık ve sorumlu olması umulur. Çoğuna göre, cinsiyetlere bağlı bu kişilik farklılıklarının biyolojik temeli olan “doğal” ve bundan dolayı kaçınılmaz, değişmez ve evrensel olması gerekir. Peki gerçekte bu böyle midir? Antropologlar kadın ve erkeğe göre farklılaşan herhangi bir psikolojik veya kişisel karakter tanımı yapabilirler mi?

Yazının devamı »