Jeff Vail – Büyüme Sorunu

Büyüme Sorunu dizisinin bu son makalesi, köksapın topluluk seviyesinde uygulanmasını gözden geçirir. Köksap, bir “sığınak zihniyeti” taraftarı topluluk yapılarını reddetmez, ancak daha ziyade hem kişisel hem de topluluk seviyesinde köksap prensiplerini kabul eden ve kolaylaştıran topluluklara ihtiyaç duyar. Neticede bir köksap topluluğu, köksap birey veya aile düğümlerinden oluşur-temel gereksinimleri için topluluğa bağımlı olmayan katılımcılar, ne de katkıda bulunmadan topluluktan faydalanmayı bekleyen katılımcılar. Bilâkis, hem birey hem de topluluk, birbirinin dengi olarak toplamı sıfırsız biçimde ortak olmayı tercih ederler.

Topluluğun sonuç-temelli odak noktası aslında bireyle aynıdır, çünkü topluluk, topluluğun ötesindeki daha geniş bir ağa erişim yeteneği kadar, temel ihtiyaçları karşılığında topluluğun esneklik ve kendi kendine yeterlilik inşa etmelerine yardımcı olma yeteneğinin farkına varan bireylerden oluşur.

Yazının devamı »

Jeff Vail – Büyüme Sorunu

Bu dördüncü makale, köksapı kişisel seviyede uygulamak için pratik adımları inceler. Son bölümde, köksapın kuramsal gereksinimlerini ele aldım. Köksap, antropolojik süreçleri anlamak için bilinçli bir girişimle, asgari kendi kendine yeterlilik inşa etmek ve “küçük dünyalar” ağıyla meşgul olmak için kişisel seviyede başlar. Bu bölüm, bu kuramı artan ve uygulanabilir şekilde kişisel seviyede uygulama fikirlerimin ana hatlarını çizecektir. Hiçbir şekilde geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir fikir listesi olmak için planlanmadı, daha ziyade tartışma için bir başlangıç noktasıdır:

Yazının devamı »

Jeff Vail – Büyüme Sorunu

Bu üçüncü makale hiyerarşiye sürdürülebilir bir alternatif için kuramsal gerekliliklere göz atar. İlk iki bölümde, hiyerarşik varlıklar arasındaki rekabetin sürekli büyüme ihtiyacını yaratarak, en etkin şekilde büyüyen ve kuvvetlenen varlıkları seçtiğini ve insanın sisteme katılım bağımlılığının bu sürecin yaşam kaynağı olduğunu açıkladım. En temel seviyede, o halde, hiyerarşiye alternatif ve büyüme sorununa çözüm bu bağımlılık konusuna hitap etmek zorundadır. Benim önerdiğim alternatif—köksap dediğim şey—tamamen bu noktada ortaya çıkar.

Yazının devamı »

Jeff Vail – Büyüme Sorunu

Büyüme Sorunu dizisinin bu ikinci makalesi, hiyerarşilere neyin sebep olduğunu ve onları neyin ayakta tuttuğunu saptamayı dener. İnsanlık uzun zaman boyunca hiyerarşinin belirtilerine maruz kaldığı bir döngüde sıkışıp kalmıştır—burada hiyerarşiyi doğrudan tahlil etmek için onun nedenini kavramaya çalışacağız.

Bu dizideki ilk bölüm hiyerarşik insan yapılarının neden büyümek zorunda olduklarını açıkladı: artı değer üretimi iktidara eşittir, ve tüm ölçeklerdeki varlıklar bu iktidar için rekabet etmek zorundalar—büyümek zorundalar—yoksa böyle yapanlar tarafından bir kenara itileceklerdir. Ancak insan yapılanmaları neden sadece kararlı, sürdürülebilir bir şekilde var olmazlar? Neden tek bir aile veya bir topluluk basitçe bu sistemden vazgeçmeye karar veremez? Cevap: çünkü temel gereksinimlerini karşılamak için diğerlerine bağımlılar, ve bu gereksinimleri gidermek için daha geniş, hiyerarşik sisteme katılmak zorundalar. Bağımlılık, o halde, hiyerarşinin ve büyümenin yaşam kaynağıdır.

Yazının devamı »

Jeff Vail – Büyüme Sorunu

Beş bölümlük “Büyüme Sorunu” serisinin ilki olan bu yazı, hiyerarşik insan sistemlerini gözden geçirir ve bu yapıların özünde neden devamlı büyüme talep ettiklerini açıklar. İkinci bölüm hiyerarşiye neyin neden olduğunu ve devam ettirdiğini araştıracaktır. Üçüncü, dördünce ve beşinci bölümler, sadece hiyerarşinin belirtilerine değil nedenine de hitap eden bir alternatifle birlikte, hem kişisel hem de toplumsal seviyelerde bu alternatifi uygulamaya yönelik açık ve kesin öneriler sunacaktır.

Neden hiyerarşi devamlı büyümek ve kuvvetlenmek zorundadır? İnsan uygarlığındaki hiyerarşi bağlamında, büyümeye zorlayan üç ayrı baskı kategorisi olduğu görünür. Uygarlığın gelişiminde (kabaca) ortaya çıktıkları sırayla bu baskılara değineceğim:

Yazının devamı »

Büyüme Sorunu

1 Şubat 2009

Jeff Vail

“Büyüme Sorunu”nu, insanlığın yüzleştiği ciddi bir problem olarak görüyorum: uygarlığımızın yapısı, tabiatında var olan büyüme gereksinimi (ve böylece sürdürülemezliği) ve sorunun gerçekçi bir şekilde nasıl çözülebileceği. Öne sürdüğüm çözüm, özünde oldukça radikal, çünkü modern teknolojinin geçerli problem çözme mekanizmasını reddeder: gerçekte öncelikli sorunu tanımlayan ve o soruna hitap eden zor (ancak, tartışacağım gibi, gerekli) bir adım atmaktansa, sürekli olarak sorunun belirtilerini yatıştırmak için teknolojiyi kullanabiliriz.

Elbette, öncelikli sorunun tüm bu belirtileri her ortaya çıktığında, sürekli olarak daha iyi ve daha fazla yüksek teknolojiler geliştirerek sorunu “çözmek” kesinlikle mümkündür. Bu, Star Trek’in yaratıcısı Gene Roddenberry‘nin ardından, “Roddenberry” çözümü olarak adlandırdığım şeydir. Çoğu kez nedenlerin çözümüne değiniyor olduğunu iddia etse de, sorunun belirtilerine yüksek teknoloji çözümler ile müdahale etmeyi kapsar – gerçekte, ne öncelikle asıl nedeni tanımlamakta ne de en temel şekilde öncelikli nedeni ele almakta başarılı olur.

Yazının devamı »