Yazı

Tarihin En Büyük Aldatmacası

Yuval Noah Harari

Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi

Akademisyenler bir zamanlar, Tarım Devrimi’nin insanlık için ileriye doğru atılmış büyük bir adım olduğunu iddia ettiler. İnsan zekasıyla gerçekleşen bir ilerleme hikayesi anlattılar. Buna göre evrim kademeli olarak giderek daha zeki insanlar yarattı. Sonuçta insanlar o kadar akıllı hâle geldiler ki, doğanın gizemlerini çözdüler ve bu sayede koyunları evcilleştirip buğdayı ekebildiler. Ve çok kısa bir süre sonra da, bir şekilde acımasız, tehlikeli ve savaşçı avcı toplayıcı yaşamlarını memnuniyetle bırakıp, hoş ve dingin çiftçi yaşamına geçtiler.

tarihin en büyük aldatmacası

Devamını okuyun

Ekoloji – Yuvanın İrfanı

İnan Mayıs Aru

Ekoloji - Yuvanın İrfanı

Yaşadığım yerde ufuk bir çizgi değil, güneşin huzmeleriyle yeşilin bin bir tonuna bürünen örtüsüyle inişli çıkışlı, art arda sıralanan tepeler ve dağlardan oluşan bir dalga. Mavi gökte parça parça ak bulutların gölgeleri koşuyor bu dalgaların üzerinde. Hızlarına yetişemeyeceğimi bilseler de her gün beni de onlarla birlikte o dağlarda dolanmaya çağırıyorlar. Çağrılarına uymamak elde değil.

Akdeniz’in alâmetifarikası kızılçamlar altındaki mersinler, tespih ağaçları, böğürtlenler, saparnalar ve yer yer de pırnal meşeleriyle çevrili patikalarda yürüyerek ormanın içine dalıyorum. Görünüşte orman huzur dolu, kendimi burada yuvada hissediyorum. İki atmaca tepemde dönerek bana eşlik ediyor, dağın sırtını aşarken. Bir süre sonra çığlık çığlığa bağırmaya başlıyor sanki ileride karşılaşacağım bir tehlikeye karşı beni uyarıyorlar.

Devamını okuyun

Bir Medeniyet Miti ve Modern Politikanın Gerçeği Olarak Kaos

Göktuğ Halis

Bir Medeniyet Miti ve Modern Politikanın Gerçeği Olarak Kaos

Tiamat ve Marduk

“Sevdiği erkeği kendisine vermeyen yeryüzü Tanrılarını ölüleri yeryüzüne salmakla tehdit eden Ereşkigal’den, Adem ile eşit olduğunu ve bu nedenle ona itaat etmeyeceğini savunan Lilith’e, yalnızca gürültü yaptıkları için tüm insanları yok edeceği tehditlerini savuran Tiamat’a kadar, öfkeli ve kızgın Tanrıçalardan geçilmez Ortadoğu…”

 

Kaos, insan, kültür…

Yahudi/Hristiyan dizgesinin kutsal kitabının “Yaratılış” (Tekvin) bölümü Tanrı’nın gökyüzünü ve yeryüzünü “yaratma” eyleminden hemen sonraki “evren” halinden bahsetmektedir. Bu bölümlerde iki farklı düzleme yer verilir.

Devamını okuyun

Öldüğümü Duyan Herkes Bir Ağaç Diksin

Bill Mollison 1928 - 2016

Bill Mollison 1928 – 2016

İnan Mayıs Aru

Permakültürün kâşifi Bill Dede göçmüş bu dünyadan.

Doğayı ve döngülerini anlamaya, onca farklı iklim ve coğrafyada yaşayan halkların doğayla uyumlu yollarını keşfedip onları sistematik bir bütünsellikle kavramsallaştırarak şu içinde bulunduğumuz yıkım çağında yeniden doğayla uyumlu yaşamlar yaratmaya adanmış 88 dolu dolu yıl.

İyi ki gelmiş, görmüş ve aktarmış gördüklerini.

2010 yılında PDC eğitimi için geldiğinde tanışma şansım olmuştu benim de. Bill Dede sabahları eğlenceli çocukluk hikâyelerini, gençlik maceralarını birer permakültür masalı kıvamında anlatırken öğleden sonra Geoff (Lawton) daha somut, elle tutulur bilgiler veriyordu bize.

Devamını okuyun

Armağan Ekolojisi

Gary Snyder

Ecology, Literature and the New World Disorder’dan
Çeviren: İnan Mayıs Aru

tlingit people

Tlingit İnsanları

Bir keresinde Alaska’da Koyuko Kızılderilisi genç bir üniversite öğrencisi bana şunu sormuştu: “Biz hayvanları yiyerek, onlara şarkılar söyleyerek, onları resmederek ve onların rüyalarını görerek onlardan güzelce faydalanıyorken onlar bunun karşılığında bizden ne alıyorlar?” Bu bence mükemmel bir soruydu; görgü ve adabımuaşeret meselesine parmak basıyor ve bunu hayvanların açısından dile getiriyordu.

Devamını okuyun

Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a Karşı

Fredy Perlman

Bu yazı 2006 yılında Kaos Yayınları tarafından yayınlanan ve Fredy Perlman’ın tarih boyunca uygarlık mega-makinesine karşı süren direnişlerin hikayesini anlattığı Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a Karşı kitabından alıntıdır.

Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a KarşıSır meydanda. İnsanlar onları kafese koyana dek kuşlar özgürdür. Biyosfer, Tabiat Ana’nın kendisi, kendi kendini nemlendirdiğinde, güneşte uzandığında ve derisinden sürüngenlerle ve uçucuların kaynaştığı rengârenk tüyler püskürttüğünde özgürdür. Eşit büyüklükte başka bir küre ona çarpana ya da cesetvarî bir mahlûk derisini deşene, bağırsaklarını yırtana dek kendi doğası dışında hiçbir şey ya da oluş tarafından belirlenmez.

Ağaçlar, balıklar ve böcekler; her biri kendi potansiyelini, arzusunu keşfederek tohumdan olgunluğa erişinceye dek özgürdür, ta ki böceğin özgürlüğü kuş tarafından kısılana dek. Yenilen böcek, kendi özgürlüğünü kuşun özgürlüğüne hediye etmiştir. Kuş, sırası geldiğinde, böceğin en sevdiği tohumu toprağa düşürüp onu gübrelediğinde böceğin vârislerinin özgürlüğünü çoğaltacaktır.

Devamını okuyun

Ölüler Altın Takar Mı?

İnan Mayıs Aru

Aşağıdaki metin 1997’de anarşist süreli yayın Apolitika çevresi tarafından Bergama köylülerine dağıtılmıştı. Sevgili Tayfun (Gönül) başta olmak üzere pek çok anarşist arkadaş Bergamalıların mücadelesine aktif destek vermiştik. Tayfun bir süre için bölgeye yerleşip Kara Toprak adında anarşist bir ekoloji gazetesinin çıkarılmasına da önayak olmuştu.

Şimdi Çanakkale-İzmir yolunda yanından geçerken bile çorak bir sızıdır Bergama içimde. Neredeyse 20 yıl önce andığımız o 500 maden şimdi Efemçukuru’nda, Kazdağları’nda, Artvin’de, Fatsa’da, bu toprakların dört bir yanında ardı ardına faaliyete geçmeye devam ediyor ve o gün köylülere sorduğumuz sorular bugün de aynı yakıcılığıyla karşımızda duruyor. Bir yandan “altına hayır” derken bir yandan düğünlerde gelinlere, doğumlarda bebeklere altın takmaya devam edecek miyiz? Peki sonra o bebeklere yaşanabilir bir gelecek bırakabilecek miyiz?

Devamını okuyun

Ava Giden Avlanır

İnan Mayıs Aru

Kelebek ok yay almış
Ava şikare çıkmış
Tonuzları korkutur
Ayuları kaçmağa

Kaygusuz Abdal, 14. yy

Kızılçamların arasında yürüyorum. Gözüm yer yer kabarmış çam pürçeklerinde. Doğru yere bakmayı bilenler için kurumuş çam iğnelerinin altında ne hazineler gizli! Şu az ötedeki pırnalın altındaki sarı şey bir yumurta mantarı olabilir mi? Ama hayır daha vakit erken.

Lord Okkoto - Prenses Mononoke

Lord Okkoto – Prenses Mononoke

Sararmış bir yaprak sadece. Yarım saattir beyhude dolansam da, bir yerlerde mutlaka mantarla patlamış olmalı. Hava müsait; yağmurlar döktü, gün hanım gösterdi yüzünü, önceki geceki fırtına gökgürültüleri içinde geceyi yararak zihinlerimizi de ilkel kıvılcımlarla bir anlığına aydınlatan yıldırımlarını sundu bize. Mantarlar da pek seviyor yıldırımları. Havadaki elektrik yükünün bu anlık boşalmaları, mantarların toprağın yüzüne çıkıp meyvelerini vermelerini tetikliyor.

Devamını okuyun

Neden Umut?

John Zerzan

Tahakküm ve baskıya karşı tam bir zafer şansını açıkça gözardı etmek, umut kavramını küçüksemek anarşistler arasında epeyce modadır. Desert (2011) kapağında bu bakış açısıyla övünür: “Kalplerimizde hepimiz dünyanın ‘kurtarılamayacağını‘ biliyoruz” ve ilk açılış sayfalarında bu açıklamayı iki kez tekrarlıyor. Uygarlık sürecek. “Şimdi kazanılamayacak mücadeleleri bırakmanın zamanı.” Bu şekilde duygusal tükenmişliğin ve hayal kırıklığının ıstırabından sakınacağız ve hepimiz daha mutlu olacağız(!) Meksikalı Unabomber tipi bir grup olan Individualidades teniendo a lo salvaje (ITS) (Yabanıla Meyleden Bireyler) de kazanan olmayacağını kararlı bir şekilde savunuyor. Tekrar tekrar “Bunun mümkün olduğuna inanmıyoruz,” beyanında bulunuyorlar.

Devamını okuyun

Mekânda Hareketin Özgür Kılınması

Feral Faun

Zaman bir ölçü sistemidir yani bir kural koyan, bir otoritedir. Pek çok ayaklanma sırasında saatlerin parçalanması ve takvimlerin yakılması boş yere değildir. Ayaklanmacılar bu aletlerin de krallar, başkanlar, polisler ve askerler gibi isyan ettikleri otoriteyi temsil ettiğinin yarı-bilinçli de olsa farkındadır. Ama yeni saatler ve takvimlerin yapılması çok uzun sürmemiştir çünkü zaman mefhumu ayaklanmacıların zihnine hâlâ hükmetmektedir.

Zaman, kontrol etmek ve sosyal bir bağlama tabi kılmak için mekân boyu hareketi ölçmeye yarayan sosyal bir yapıdır. İster güneşin, ayın, yıldızların ve gökteki gezegenlerin hareketi olsun, ister dolaştıkları yerlerdeki bireylerin hareketi olsun isterse de günler, haftalar, aylar ve yıllar diye bildiğimiz düzenlerin etrafında gelişen olayların hareketi olsun zaman bu devinimlerin sosyal çıkara tabi kılınmasının aracıdır. Bireylerin sosyal bağlamdan özgürleşmeleri, kendi yaşamlarının bilinçli, özerk yaratıcıları olabilmeleri için zamanın yıkımı zorunludur.

Devamını okuyun