Editör: Serhat Demirkol

Doğanın Hakları Olsaydı

Serhat Elfun Demirkol

bol dumanlı yeniHarman‘ın Haziran sayısında yayınlanmıştır.

İncir sepeti hemen hemen dolmuştu. Dalın ucundaki incirleri de alabilmek için ağacın tepesinde küçücük boyumla uğraşıp duruyordum. Derken, elinde sepetiyle dedem belirdi. “Yeterince toplamadın mı?” “Şurada birkaç tane kaldı. Onları da alacağım.” dedim. Dedemin cevabı beni şaşırtmış ve uzun süre düşündürmüştü. “Bırak kuşlar da nasiplensin. Onların da hakkı var bu incirde.

Ekvador

Yaşım ilerledikçe her yemişin üçte birini toplamaya başladım. Üçte biri diğer canlıların. Kalan üçte biri ise toprağın ve yemişin kendisinindi. Bu, büyüklerimin adalet anlayışıydı. Hepsi insanın rızkı değildi, rızk hepimizindi. Yaşamın tümüne aitti.

Devamını okuyun

Kelimeler Zindanı

Güven Eken

Bu macera biz altı yaşlarındayken başlar. Sokak gider, sıra gelir. Top oynamak biter, yazı gelir. A, B,C, alfabenin 29 harfi. Derken heceler, kelimeler. Cümleler. Ne olursa bundan sonra olur. Öğrenilen her cümle ve içindeki her bilgi yavaş yavaş içimize işler. Her biri, doğamızdan bir parça götürür.

Altı yaşından üniversiteden mezun olana kadar hiçbir şey üretemeyiz. Sabah sekiz, akşam beş. Hep aynı hareket. Sonuç: Sıraya yapışmış bir beden. Rekabete yenik düşmüş bir vicdan. Bilgi çöplüğüne dönmüş bir akıl.

Doğanın yarattığı bir varlık bundan daha fazla doğasından arındırılmış ve yok etmeye hazır olabilir mi? Beden ve vicdanın tecrit edilmesiyle kontrolsüz kalan akıl, artık her duyduğuna ve okuduğuna inanabilir. Beden süslenmesi gereken bir eşyadır, vicdan ise eski zamanların meselesidir. Asıl olan, akıl gücüyle kazanılması gereken paradır.

Devamını okuyun

Doğa Benim

Güven Eken

Uzunca bir yolculuğun son günlerindeyim.

Bir süredir bir arkadaşımla Anadolu’nun farklı noktalarındayız. Her bir noktadan bir tohum alıp bir ötekine, sonra belki bir öncekini iki sonrakine, üç önce aldığımız heyecanı, daha sonra gelen bir başka adrese taşıyoruz.

Kuş gibi, böcek gibi, keçi gibi. Muhtemeldir. Bu zamanın yörüğü gibi. Tohum taşıyoruz.

Devamını okuyun

Çeşitliliğe Saygı

Güven Eken

Bu bahar topraktaki cümbüşü gördün mü? Dünyanın teninden fışkıran yeşili, moru, sarıyı, beyazı, kırmızıyı?

Görmediysen dur, bak ve seyret. Bahar sen varken bir daha gelmeyebilir. Oysa bahar, yazılmış yazılmamış kitapların en güzelidir. İnsanlık için en iyi haber, en güzel şarkı, en gerçek rüyadır.

Birgün okuyanı, duyanı, söyleyeni ve göreni kalmazsa, o gün artık bahar hiç gelmeyebilir. İşte o zaman vay halimize! Öyleyse bugün cümbüşe katılmanın tam zamanı.

Devamını okuyun

Kilit Altındaki Besin

Serhat Elfun Demirkol

Besin, yani yemek, tüm ihtiyaçların temelini oluşturmaktadır – tabiki su ve hava ile birlikte. Bu yüzden pek çok sosyal konuyla ilişkilidir (Bkz. Kültürün Yemeği). Besinin kontrolü her şeyin kontrolünü elinde tutacaktır. Daniel Quinn’in ortaya koyduğu en önemli gözlemlerden biri ise uygarlığın besini kilit altına aldığıdır. Besinin kilit altına alınması, uygarlığın insanlık üzerindeki kontrolünü sürdürdüğü en güç yollardan biridir.

Devamını okuyun

Mutfaktaki Yaban

mutfaktaki-yabanMutfaktaki Yaban
Anadolu’nun Yenen Otları – Tijen İnaltong

Doğa bize mevsimine, yerine göre farklı güzellikler sunar. Biberiye ve defne yıl boyu yeşil kalırken semizotu sadece yaz aylarında çıkar, ısırgan yazı değil kışı sever, su teresi, su kazayağı gibi otlar sulak yerlerde yetişmek ister, ebegümeci, labada, kuşyüreği, kuş ekmeği hemen her yerde yetişir, özel ilgi beklemez. Kekik, adaçayı, nane, tarhun, fesleğen, kişniş, maydanoz, dereotu, roka, tere tohumunu ekip gerektiği gibi suladığınızda, yıllarca yemeklerinize, salatalarınıza renk ve sağlık katar. Üstelik hepsinin seyretmeye doyulmayan, irili ufaklı, allı morlu, sarılı pembeli zarif çiçekleri vardır…

Tijen İnaltong, bitkilerin dilinden aktardığı öykülerle bu güzel kitabı kaleme almış. Anadolu’dan 89 bitki bu çalışma içerisinde yer alıyor.

Devamını okuyun

Birlikte Yalnız: Kent ve Sakinleri

John Zerzan

Çeviren: Serhat Elfun Demirkol

Kentlerde yaşayan insan miktarı, endüstrileşme ile birlikte katlanarak artmıştır. Megalopolis (birleşik kentler), kendisini giderek insan yaşamı ve biyosfer arasına koyan, kent “habitatının” en son şeklidir.

Kent, ayrıca sakinleri arasındaki bir engel, bir yabancılar dünyasıdır. Gerçekte, dünya tarihindeki tüm kentler, eşsiz, evvelce alışık olmayan ortamlara hep birlikte yerleşmiş yabancılar ve aykırılar tarafından kurulmuştur. Devamını okuyun

Çetin ile Gaia

Güven Eken

Çetin: 32 yıl önceydi. Şeffaf tenimin üzerinde ilk tıkırtıları duydum. Annemin rahminde dinlenirken benden çok daha hızlı yüzen spermlerin istilasına uğramıştım. Bir tanesi ince şeffaf tenimi deldi. Artık o spermle bir bütün olmuştuk ve beraber yüzüyorduk. Ağır ağır annemin rahmindeki suyun içini doldurmaya başladık. Çoğaldık, çeşitlendik. Her biri başka başka hücrelerden oluşan bir yumağa dönüştüm sonra. Her gün büyüdüğümü ve geliştiğimi hissediyordum.

Gaia: Üç buçuk milyar yıl önceydi. Ölü tenimin üzerinde ilk gıdıklanmaları duydum. Kemiklerimin arasını dolduran suyun içinde ilk hücrelerim büyümeye başladı. Önceleri tek tek gezinen hücreler, daha sonra yumaklar oluşturdular. Çoğaldılar, çeşitlendiler ve başka başka hücrelere dönüştüler. Sonra yüz binlercesi sudan çıkıp kemiklerimin üzerini kapladı. Her birinin şekli şemaili farklıydı. Kimi hücrelerim hareketli, kimisiyse hareketsizdi. Sessizlik içinde geçen bir milyar yılın ardından büyüdüğümü, geliştiğimi ve güzelleştiğimi hissediyordum. Kâinatın içinde devinen taptaze bir canlıydım artık.

Devamını okuyun

Sessizlik

John Zerzan

Green Anarchy Dergisi 25. sayıda yayınlanmıştır.
Çeviren: Serhat Elfun Demirkol

Sessizlik, değişik derecelere kadar bir soyutlanma aracı olmaya alışıktır. Artık, bugünün dünyasını boş ve ayrışık kılmaya çalışan, sessizliğin yokluğudur. Kaynakları gasp edilmiş ve kurutulmuştur. Makine, küresel olarak uygun adım ilerliyor ve sessizlik, gürültünün henüz nüfuz etmediği, önemini kaybeden bir yerdir.

Uygarlık, rahatsız edici sessizlikleri gizlemek için tasarlanmış bir gürültü komplosudur. Sessizliğe saygı gösteren Wittgenstein, sessizlik ile ilişkimizin kaybını anladı. Sessiz olmayan şimdiki zaman, uçucu dikkat anları, eleştirel düşüncenin aşınması, ve derinden hissedilmiş deneyimler için azalmış bir yetenek zamanıdır. Sessizlik, karanlık gibi, edinilmesi zordur; fakat zihin ve ruh onun desteğine gerek duyar.

Devamını okuyun

Tahakkümün Siberağı

Feral Faun

Yazarın notu: Bu makale ideal olarak hoşuma gideceğinden daha spekülatiftir, çünkü modern toplumun tek bir bakış açısının doğasında olan yönelimlerinin, elbette, bu toplumun diğer bakış açılarıyla ilişkide olan yönelimlerinin izini sürmeyi deniyor. Bu makale, sibernetiğin neden potansiyel olarak bile özgürleştirmediğini, ve nihayetinde asi özgür ruhlar tarafından karşı çıkılacağını gösterme girişimi olarak okunmalıdır, bir tahmin yürütme olarak okunmamalıdır.

“Aletin diktatörlüğü en kötü diktatörlük şeklidir.”
Alfredo M. Bonanno

Devamını okuyun