Arşiv » Kamp

Uludağ Ziyareti

10 Eylül 2009

Yaklaşık 2 ay önce Uludağdaydık. Hayat verdiği ovaların bir çocuğu olarak ona karşı her zaman kendimi sorumlu hissetmişimdir. Bu gidişimiz de, minnet duygularımızı sunmak ve dertlerini dinlemek adına tekrarladığımız ziyaretlerden biriydi. Ve her seferinde farklı yönleriyle kendini tanıtan uludağın bu sefer bizlere anlatacak başka hikayeleri vardı.

Yağmurun ardından insanı çocukça heyecanlandıran mantarlara rastladık. Bizleri epey oyaladı. Ordan oraya koştuk. Bir çoğu da haftalar önce domuzların eşelediği topraklarda bitivermişler. Çok çeşitliydiler. Doru renkli şişkin mantar -Boletus Badius olduğunu sandığımız mantarları topladık. -Yine de boletus ailesi birbirine çok benziyor ve mantarları iyi tanımak deneyim gerektiriyor- Topladığımız bazı mantarların koparılınca rengi değişiyordu. Bütün mantarları limonlu suyla iyice yıkadık, rengini suya bıraktı. Sonra yemeğin içine katarak pişirdik. Gayet iyiydi.

Yazının devamı »

Urvision 2009

12 Temmuz 2009

Avrupa’daki Yabanıllar Stokholm, İsveç’in güney batısındaki bir ormanda 3-16 Ağustos tarihleri arasında Urvision 2009 adında bir buluşma gerçekleştirecekler. Aşağıda Det vildväxande kollektivet ‘in çağrı metni yer alıyor:

Urvision, doğal yaşam tarzlarımızın bir tasavvurudur. Uygarlığın ötesinde bir yaşamın özlemini duyan sizleri, doğal bir ortamda hayallerimizi geliştirmeye, ağlar oluşturmaya, düşünce ve becerilerimizi paylaşmaya davet ediyoruz. Dengeli bir hayat uğraşımızda enerji bulabileceğimiz ve ilham alabileceğimiz vahşinin bir parçası olmaya davet ediyoruz. Buluşmayı avcı-toplayıcılar gibi hayatı tüm açılardan kapsayacak şekilde hayal ediyoruz. Doğal yaşamanın pratik, zihinsel, sosyal ve ruhsal yönlerine dokunan bir bütünlüklü bakış açısı için uğraşıyoruz. Bu bakış açısı ayrıca uygarlığın yıkıcılığına karşı parçası olduğumuz doğayı en iyi nasıl savunacağımızı da kapsamaktadır.

Urvision, vermenin almak olduğu özgürlük ruhuyla gerçekleştirilecek. Paranız yoksa bile, buluşmamıza hâlâ gelebilirsiniz. Ve buluşmaya istediğiniz zaman katılabilir ve ayrılabilirsiniz. Uygar arazi mülkiyetini kabul etmediğimiz ve bu nedenle insanlar tarafından mesken tutulmamış bir bölgede olmak için izin istemeyeceğimiz için buluşma göçebe bir hale gelebilir. Bu aynı zamanda göçebe bir hayat uğraşımızla çok yakın ilişkiler içindedir.

Buluşma süresince yapmayı planladığımız şeyler, neler getirilmesi ve ulaşım hakkında daha fazla bilgi için, kollektivet@vildvaxande.org adresiyle bizimle iletişime geçin. Diğer tüm sorularız için aynı adresi kullanabilirsiniz.

Son olarak buluşmanın bir parçasının da yaşamın kutsanması olduğunu söylemek isteriz. Bize verilen her şey için minnettarlık ruhuyla, vahşi ve özgür bir kutlama. Doğayla uyumlu bir yaşam için.

Aşağıda İspanya’dan bir grup uygarlık karşıtının eylül ayındaki buluşmaları için hazırladıkları ilk program taslağı yer alıyor:

Yazının devamı »

Eminim bir çoğumuz 96′sı ülke çapında nadir, 31′ i endemik, toplam 791 türden oluşan olağanüstü bir floraya sahip Uludağ hakkında biraz bilgiye sahibizdir(*): teleferiği, kayak merkezleri, otelleri, üniversitesi, gazozu, kaplıcaları(*)… Tüm bunları, uygarlığımızın bir avuç toprağı bile paraya dönüştürme kabiliyetinin sıradan bir kanıtı olarak görebilirsiniz…

Konunun sarsıcı olan yanı, Bursa ovasına “hayat veren” bu dağın markalaştırılıp, bir kazanç sahası haline getirilmesi bir yana, tüm bunlara karşılık olarak ona teşekkür etme biçimidir: Varlığı tehlike altında olan onlarca önemli bitki türü, otellerin kirlettiği dereler, hala bitmeyen yapılaşmanın neden olduğu tahribat… En kötüsü de yılda bir milyona yakın ziyaretçinin beraberinde getirdiği “uygarlık” ve onun yıkıcı etkisi…

Yazının devamı »

(19-22 Mayıs 2005)

Yaşadıklarımdan ve deneyimlediklerimden çıkardıklarım ya da farkına vardığım hazlar, korkular, düşünceler, fiziksel, zihinsel ve ruhsal hasarlar ve iyileşmeler tam anlamıyla bana – yani kişiye aittir. Tüm deneyimler bireyden bireye farklılıklar sunacağı gibi, benzer hisleri yaşayan insanlar muhakkak ki vardır. Dil denen anlatıma ve sembolizme dökülmüş anlar ve anın içinde barındırdığı her şeyi bu kağıt parçasına dökerek, sıçarken götüne diken batmamış kişiler tarafından anlaşılmaya çabalamak gerçekten zor olacaktır. Ancak yine de daha önce anlattıklarım(ız)a benzer şeyleri tekrar ve tekrar anlatmak, bitmiş bir kalemle bembeyaz bir kağıda yazılan yazı kadar etkili olacaktır. Kağıdın üzerine çiziktirmektense, yazılanları kağıda kazıyacaktır.

Yazının devamı »