Uludağ Ziyareti
10 Eylül 2009
Yaklaşık 2 ay önce Uludağdaydık. Hayat verdiği ovaların bir çocuğu olarak ona karşı her zaman kendimi sorumlu hissetmişimdir. Bu gidişimiz de, minnet duygularımızı sunmak ve dertlerini dinlemek adına tekrarladığımız ziyaretlerden biriydi. Ve her seferinde farklı yönleriyle kendini tanıtan uludağın bu sefer bizlere anlatacak başka hikayeleri vardı.
Yağmurun ardından insanı çocukça heyecanlandıran mantarlara rastladık. Bizleri epey oyaladı. Ordan oraya koştuk. Bir çoğu da haftalar önce domuzların eşelediği topraklarda bitivermişler. Çok çeşitliydiler. Doru renkli şişkin mantar -Boletus Badius olduğunu sandığımız mantarları topladık. -Yine de boletus ailesi birbirine çok benziyor ve mantarları iyi tanımak deneyim gerektiriyor- Topladığımız bazı mantarların koparılınca rengi değişiyordu. Bütün mantarları limonlu suyla iyice yıkadık, rengini suya bıraktı. Sonra yemeğin içine katarak pişirdik. Gayet iyiydi.
