Arşiv » Daniel Quinn

Dostumuz Urban Scout,  Daniel Quinn’in İsmail adlı romanında  yayınlanmamış bir bölümünü keşfetti – Aslına bakarsanız  yazı Daniel Quinn tarafından yazılmadı. Aşağıda Urban scout’ın yazdığı bir bölümü okuyacaksınız.  Berk Demir’e metnin çevirisi için teşekkür ediyorum.

Bölüm 10

Ertesi gün oraya vardığımda, İsmail uyuyor gibiydi. Sandalyeye oturdum ve bir süre bekledim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Pencereye vurup uyandırmalı mıydım yoksa daha sonra mı gelmeliydim? Uyandırırsam kaba mı olurdu? 450 kiloluk bir gorili ürkütmenin aptalca olduğunu düşünerek daha sonra gelmeye karar verdim. Gitmek için kapıyı açtığım anda İsmail konuşmaya başladı.

Yazının devamı »

Uygarlığın Ötesinde

3 Şubat 2010

Daniel Quinn‘in “Beyond Civilization” kitabından…

Bir zamanlar dünya denen bir gezegende yaşam ortaya çıkmıştı. Kurtlar, balıklar, kuşlar , orangutanlar, keçiler, aslanlar, hepsi kendine özgü pek çok farklı sosyal yapıya sahiplerdi. Yaşam ağının üyelerinden olan bir tür ise kabile denilen eşsiz bir sosyal yapı geliştirdi. Kabile milyonlarca yıl boyunca insan için işe yaramıştı, ancak bir zaman geldiğinde kabileye göre daha hiyerarşik olan (uygarlık denilen) yeni bir sosyal yapıyı denemeye karar verdiler. Çok geçmeden, hiyerarşinin en tepesindekiler büyük bir lüks içerisinde yaşamaya başladı, boş zamanlarının tadını çıkarıp her şeyin en iyisine sahip oldu. Onların altındaki daha geniş bir sınıf insan ise oldukça iyi yaşıyordu ve bundan şikayetleri yoktu. Ancak hiyerarşinin en altında yaşayan kalabalık bundan hiç de hoşlanmadı. Hayatta kalmak için mücadele ediyorlardı. Çalışıyor ve hayvan sürüleri gibi yaşıyorlardı.

“Bu işe yaramıyor,” dedi kalabalık. “Kabile tarzı daha iyiydi. O tarza geri dönmeliyiz.” Ama hiyerarşiyi yönetenler “O ilkel yaşamı sonsuza kadar arkamızda bıraktık. Ona geri dönemeyiz.” dediler.

Yazının devamı »

ademin öyküleri Adem’in Öyküleri, Daniel Quinn‘in İsmail adlı romanında üzerinde fazla durmadığı, bir sonraki romanı B’nin öyküsü‘nde ise yüzeysel olarak anlattığı -animist vizyon- ile ilgili, 7 bölümden oluşan bir öykü kitabı. Bu kitapta Animist vizyonun ne olduğuna dair net bir yanıt bulamayacaksınız. Zaten Adem de “biri sana bu kanunu anlatırsa o kişi ya delidir ya da yalan söylüyordur” diyor. Tanrılar bu yasayı bütün nesnelere ve olgulara yazdılar. Ama bunun için kelime kullanmadılar ki herkes okuyabilsin. İşte bu yüzden hiç bir insan bunu kelimelere dökmeyi başaramayacak. Çünkü bu yasa kelimelere dökülemeyecek kadar basit…

Not: Daha önce tanıtımını yaptığımız bu kitapta yer alan tüm hikayeleri ekleyerek bu gönderiyi güncelledik. Kitabın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Yazının devamı »

Bir gün, yolculuğu sırasında Uru, kimsenin görmediği, kimsenin konuşmadığı, kimsenin duymadığı, kimsenin bir şey yapmadığı ve kimsenin düşünmediği bir yere geldi. Burası komşuları tarafından Uyuyanlar Vadisi olarak bilinirdi. Dünyanın geri kalanında Uyandırıcı olarak bilinen Uru, Uyuyanlar Vadisi’nde farklı bir isme sahiptir ve bu hikaye bu ismi nasıl aldığı üzerinedir.

Uru, kendisine, “Uru, Uru! Lütfen bana yardım et! Gözlerim uykuda, bu yüzden göremiyorum.” diye seslenen bir adam ile karşılaştı. Uru adamın gözlerini uyandırdı ve yolculuğuna devam etmeye koyuldu, fakat adam “Gözlerimi uyandırdığın için, Uru, sana teşekkür ederim, ancak ayrılmadan önce görevini tamamlamak ve nereye bakmam gerektiğini söylemek zorundasın.” diyerek Uru’yu durdurdu.

Yazının devamı »

İsmail‘in yazarı Daniel Quinn‘den, bir başka sosyal-antropoloji başyapıtı… B’nin Öyküsü,

(Arka kapaktan)“…Uzanıp işaret parmağıyla böceklerin izlerini gösterdi. “Şirin’in izi,” dedi, “Böcek ve fare gibi ben de bir zamanlar buradaydım. Ve bu izleri incelemek için biri gelirse, üçü de farklı zamanlarda, hepsi Tanrı’nın eliyle buradaydılar ve hala Tanrı’nın elindeler, ancak artık burada değiller, diyecek.. Her iz Tanrı’nın elinde başlar ve biter ve her iz bir ömür sürer. Karşılaştıklarında avcı ve av kendi izlerinde durur, nasılsa Tanrı’nın elinin ötesinde iz yoktur. Tüm izler sonsuzca örülmüş ağ gibi birlikte durur. Ve seninki ya da benimki, böcek veya farenin izinden üstün değildir. Hepsi bir arada durur. “Yolculuğumuzu başkalarının eşliğinde yaparız. Geyik, tavşan, bizon ve bıldırcın önümüzden gider ve aslan, kartal, kurt, akbaba ve sırtlan arkamızdan gelir. Hepimizin izleri Tanrı’nın elinde bir aradadır ve hiçbiri istisna değildir. Ayağının altından geçen bir solucan da senin kadar Tanrı’nın elindeki yolculuğunu gerçekleştirmektedir. “İzlerinin Tanrı’nın elindeki ağın bir ilmeği olduğunu unutma. Tarladaki fare, dağdaki kartal, kabuğundaki yengeç, kayadaki kertekele ile bağlısın. Binlerce kilometre ötede toprağa düşen bir yaprak, senin hayatına dokunur. Yapraktaki ayak izin, binlerce nesil boyunca hissedilir.”

Kitabın “Halka Açık Öğretiler” bölümünde yer alan makaleler:

Büyük Unutuş
Kaynayan Kurbağa
Değerlerin Çöküşü
Nüfus: Bir Sistemler Yaklaşımı
Büyük Anımsama