Doğanın Hakları Olsaydı?
5 Haziran 2010

bol dumanlı yeniHarman‘ın Haziran sayısında yayınlanmıştır.
İncir sepeti hemen hemen dolmuştu. Dalın ucundaki incirleri de alabilmek için ağacın tepesinde küçücük boyumla uğraşıp duruyordum. Derken, elinde sepetiyle dedem belirdi. “Yeterince toplamadın mı?” “Şurada birkaç tane kaldı. Onları da alacağım.” dedim. Dedemin cevabı beni şaşırtmış ve uzun süre düşündürmüştü. “Bırak kuşlar da nasiplensin. Onların da hakkı var bu incirde.”
Yaşım ilerledikçe her yemişin üçte birini toplamaya başladım. Üçte biri diğer canlıların. Kalan üçte biri ise toprağın ve yemişin kendisinindi. Bu, büyüklerimin adalet anlayışıydı. Hepsi insanın rızkı değildi, rızk hepimizindi. Yaşamın tümüne aitti.
Topluluklar, ulaşmak istedikleri ideallerini ortaya koymak ve gücün nasıl uygulanacağını düzenlemek için yazılı olsun ya da olmasın her zaman belirli yasalar kullanmıştır. Yasalar, bu anlamda topluluğun kendisine ait olan ve dünyanın nasıl işlediğine dair temel fikirlerini ortaya koyar. Büyüklerimden öğrendiğim de tam olarak bunu ortaya koyan yazılı olmayan bir kanunun küçük ve kalıntı bir parçasıydı. İnsanı, çok daha geniş bir topluluğun, yaşam topluluğun içerisinde görüyordu.