Hiyerarşiye alternatif yaratmak: Köksap (Rizom)
21 Şubat 2009
Bu üçüncü makale hiyerarşiye sürdürülebilir bir alternatif için kuramsal gerekliliklere göz atar. İlk iki bölümde, hiyerarşik varlıklar arasındaki rekabetin sürekli büyüme ihtiyacını yaratarak, en etkin şekilde büyüyen ve kuvvetlenen varlıkları seçtiğini ve insanın sisteme katılım bağımlılığının bu sürecin yaşam kaynağı olduğunu açıkladım. En temel seviyede, o halde, hiyerarşiye alternatif ve büyüme sorununa çözüm bu bağımlılık konusuna hitap etmek zorundadır. Benim önerdiğim alternatif—köksap dediğim şey—tamamen bu noktada ortaya çıkar.
Asgari Kendi Kendine Yeterlilik Kazanmak
Köksapın ilk prensibi, bireysel düğümlerin—ister aile fertleri isterlerse çeşitli boyutlardaki topluluklar olsun—asgari şekilde kendi kendilerine yeterli olmak zorunda olduklarıdır. “Asgari şekilde kendi kendine yeterlilik”, kendinizi hiyerarşik sistemin koşullarına maruz bırakmaya istekli olacağınız oldukça önemli ihtiyaçlarınızı kalıcı ve güvenilir bir şekilde karşılama yeteneği anlamına gelir: yemek, barınma, ısınma, tıbbi bakım, eğlence, vs. Sıfır ticaret, çilecilik, veya “soyutlanma politikası” anlamına gelmez, daha ziyade daha geniş sistemlerle etkileşim ve ticaretle uğraşmak avantajlı olduğunda bu şekilde davranma yeteneğidir. Buran çıkan doğal sonuç, asgari ölçüde kendi kendine yeten bir sistem değiş tokuş edebilmek için bir miktar artı değer üretmelidir—fakat sadece avantajlı bulunduğu hallerde. Asgari ölçüde kendi kendine yeten bir aile, gerekirse idare etmek için kendi yiyeceğini, kendi ısınmasını ve barınağını, ve avantajlı gördüğü zaman ilave, yaşam kalitesini arttıran tüketim mallarını değiş tokuş etmek için yeterli miktarda ihtiyaç fazlası—mesela zeytinyağı—üretebilir. Bu asgari kendi kendine yeterlilik ilkesi, ticaretin, değer katkılı değişimin, ve dış dünya ile tam bir etkileşimin sürmesine izin verirken, tek bir aileyi veya topluluğu güçlendirir.
“Bağımlılığın” kişinin “ihtiyaç” tanımının sonucu olduğu doğrudan doğruya ortada olmalıdır. Zimbabveli bir köylünün düşüncesinde tam bir kendi kendine yeterlilik, hatta tam bir lüks, ortalama bir Amerikalının hayatta kalmak için “ihtiyaç” hissettiklerine kesinlikle yetmez. Sonuçta, “nesnel olarak” kendi kendine yeten bir Amerikalı, “ihtiyaç” olarak algıladığı şeyi elde etmek için kendini hiyerarşiye satabilir. Bu maksatla, “zarif sadelik” olarak adlandırdığım şey “asgari kendi kendine yeterlilik” yaratmanın önemli bir unsurudur. Bu, kendi kendine yeten bir temelde gerçekçi bir şekilde sağlanabilen bir maddi tüketim seviyesindeki “nesnel” ihtiyaçlarımızı (Bunları çoğunlukla maddi değil yaşantısal olarak, ve küresel tüketim-pazarlama sistemiyle değil genetik ontogenezimiz ile değer biçilmiş olarak tanımlıyorum) bilinçli bir tasarımla karşılayabileceğimiz ve aşabileceğimiz fikridir. Bu konuyla ilgili daha önce yazmıştım (1 2 3 4 5).
“Küçük Dünyalar” Ağlarını Etkilemek
Köksap düğümleri birbirini nasıl etkilemeli? Çoğu modern bilgi işlemleri, çok büyük miktarlardaki bilgiyi sindirme ve işleme yeteneğine sahip, süreçte büyük verimsizliklere uğrayan geniş, hiyerarşik sistemler tarafından kullanılır. Köksap iletişim için temel kuramsal model panayır veya festivaldir. Bu model yerel olarak ve sıkça tekrarlanabilir şekilde—akşam yemeği partileri, barbeküler ve okuma grupları şeklinde—ve mevsimsel panayırlar, bayram şenlikleri, vs. şeklinde önemli zayıf ve dinamik bağlantılar kurmayı ve bunların devamlılığını da etkileyebilir. Bu, “küçük-dünyalar” ağ kuramı olarak bilinir. Yakın bağlantıların çoğunun kuvvetli olabilirken, düz-topoğrafya (örn. hiyerarşik olmayan) iletişimlerin kilit noktasının uzak ancak zayıf bağlantıların geniş ve farklı bir ağı olduğunu anlatır. Örneğin, eğer tüm komşularınızı iyice tanıyorsanız, bilgi farkındalığı bağlamında nispeten yalıtılmış olacaksınız. Ancak, aynı zamanda Hindistan’daki bir öğrenci, ülkenin diğer ucundaki bir çiftçi, ve Londra’daki kuzeninizle zayıf bir bağlantıya sahipseniz, doğrudan doğruya bu insanlar için mevcut olan oldukça farklı bilgi grubuna erişime sahip olacaksınız. Bu zayıf bağlantılar bilgi farkındalığını fazlasıyla genişletirler, ve çok daha kuvvetli bir bilgi işlem ağını etkilerler—komşularınızdan hiçbiri daha önce özel bir olay deneyimlememiş veya belirli bir sorun çözmemiş olabilirken, farklı ve uzak “zayıf ağınızda” yer alan bir kişinin bunları yapmış olması çok daha büyük bir olasılıktır.
Yüksek-teknoloji koşulda, blogosfer tam olarak böyle bir ağdır. Çoğu blog öncelikle kedi fotoğraflarına odaklanabilirken, bu ağın, dağıtımlı ve hiyerarşik olmayan bir sorun çözme, bilgi toplama ve işlemeS sistemi olarak muazzam bir kullanım potansiyeli vardır. Düşük-teknolojili, ya da çok düşük enerjili bir dünyada, dönemsel panayır veya festivaller aynı işlevi görür.
Köksap Kurumlar İnşa Etmek
Köksap kuramının son safhası, köksap yaratan ve kuvvetlendiren kurumlar yaratma gereksinimidir. Bunlardan biri, köksapın kendini savunma yeteneğidir. Dördüncü kuşak harpteki gelişmeler, küçük bir grup veya ağın hiyerarşinin askeri güçleriyle etkin bir şekilde mücadele etmesinin gerçeğe her zamankinden daha çok uygun olduğunu öne sürer. Ancak, buradaki amacım bir köksap askeri savunma planını araştırmak değildir—Bu konuyu başka bir yerde araştırmıştım, ve bu konu hakkında daha fazlası için John Robb’un günlüğünü ve “Brave New War“ adlı kitabını şiddetle tavsiye ediyorum.
Burada araştırmayı dilediğim bir kurum, antropolojik kişisel farkındalık kavramıdır. Köksaptaki tüm katılımcı düğümlerin, genelde köksapın kuramsal temeli ve antropolojik sistemlerin genel işleyişi anlayışına sahip olması önemlidir. Bu bilgi olmadan, katılımcılar, hiyerarşiye hızlı bir geri dönüşle sonuçlanan görünmez tehlikeleri büyük olasılıkla fark edemeyecektir. Aslında bir korku filmindeyken korku filmlerini yöneten klişe kuralların farkında olan “Çığlık” filmindeki karakterle antropolojik kişisel farkındalığı kıyaslamak isterim. Ferdi katılımcılar, asgari kendi kendine yeterlilik ve “küçük-dünyalar” ağ kuramı gibi kavramların ötesindeki mantığı anladıklarında, teoriyi pratiğe kalıcı biçimde çevirmede başarılı olmaları çok daha olasıdır.
Ek olarak, hiyerarşik sistemlerin sağladığı kültürel programlamanın farkına varmak, ve bilinçli bir şekilde bunu reddetmek ve parçaları köksapı destekleyen ve hiyerarşiyi onaylamayan bir mit, tabu, ve erdem ile yer değiştirmek önemlidir. Kanunlar doğası gereği hiyerarşiktir—üstün bir güç tarafından uygulanmak zorundadırlar, ve köksapı yönetmek için uygun değillerdir. Ancak, örnek oluşturan modeller—sosyal normlar, tabular, ve değerler—hiyerarşiye başvurmadan köksapı düzenlemede etkin araçlardır. Örneğin, antropolojik kişisel farkındalık bağlamı içerisinde, kölelere sahip olmak, bir malikâne efendisi olmak, veya makul bir şekilde sürdürülebilir kullanıma koyabileceğinizden daha fazla eşya “sahibi olmak”, “uygunsuz” veya “tabu” olarak düşünülecektir. Bu, bir dizi kural içerisinde kodlanmış ve egemen bir polis kuvveti tarafından zorlanmış olmayacaktır, ancak daha ziyade ağa tam bir katılım için önceden gerekli olan koşulla uyumlu, örnek oluşturan bir model olarak var olacaktır.
Son olarak, kurumlar hiyerarşiyi katılımlarla büyütmek yerine geriletici olmalıdır. Bunun bir örneği, kaçınılmaz bir şekilde sınıfsal bölünmelere ve fiili bir aristokrasiye yol açan Jubilee* sistemidir—bazı kâdim kültürler, bir bireyin kullanabileceğinin, biriktirebileceğinin ve sonraki kuşaklara devredebileceğinin ötesindeki borç veya aşırı mülkiyete izin vermekten ziyade periyodik olarak tüm borçları affedip sıfırlayacak ya da bir aileye bir çiftlik tarzında toprağı yeniden dağıtacaktır. Bu belirli örnekler değişen şartlara iyi bir şekilde uygulanamayabilir, ancak genel prensipler uygulanabilir: kültürel kurumlar, merkezileşme, bağımlılık, ve hiyerarşi yerine merkezsizleşmeyi, bağımsızlığı, ve köksapı desteklemelidir.
Çıta çok yükseğe mi yerleştiriliyor?
Bunun olmayacak bir iş olduğunu itiraf eden ilk kişi olacağım. Mevcut sistem—büyük çapta, birbirine bağlı ve iç içe hiyerarşiler ve değiş tokuş sistemleri—oldukça basitken, başarısı sistemin nasıl çalıştığını idrak eden bütün katılımcılara bağımlı değildir. Köksap, tüm katılımcıların tamamiyle alim bilgisini gerektirmezken, hiyerarşi tehlikesi köksapı destekleyen bilgi ve mantıkta aşırı uzmanlaşma içerisinde gizlenir—sistemi idrak eden ve işleten seçilmiş bir azınlığa olan bağımlılık tam da şudur: bağımlılık. İnsanların, hep birlikte, bu prensipleri anlamasını, benimsemesini ve tutarlı bir şekilde uygulamasını ümit etmek gerçekçi midir? Evet.
“Köksapın” havadan atılmış broşürlerle yayılabilen ve daha sonra, bir gece, düğmeye basılıp gündem olacağı kusursuz bir sistem olduğu yanılsamasına sahip değilim. Daha ziyade, bunu, gelecek için hazırlanan bireylerin ve toplulukların isteğe uyarlanmış planlarına bu fikirlerin kademeli, artan ve dağıtılmış bir şekilde bütünleştirilmesi için kavramsal bir taslak olarak görüyorum. Geçmişte, köksapın Antonio Negri’nin “köşegen” olarak adlandırdığı şey üzerinde işlemesi gerektiği fikrini öne sürmüştüm—var olan, hiyerarşik sistem ile paralel ancak tamamen dışında. Ayrıca Hakim Bey’in Geçici Otonom Bölgeler ve Kalıcı Otonom Bölgeler kavramlarından dahil edilen dersler olabilir—hiyerarşinin gözlerinden uzakta yer almak gerekli bir tedbir olabilir. Köksap asla bir bütün olarak toplum tarafından tümüyle benimsenen bir sistem olmayacaktır—Bunu, bazı yönlerden Roma İmparatorluğunun çöküşünden sonra Batı Avrupa’daki karanlık dönem boyunca klasik bilgiyi elinde tutmuş manastırlar ağına benzer olarak düşünme eğilimindeyim. Düşük-enerjili bir gelecekte, modern uygarlığın kalıntılarına paralel, ancak onlardan ayrı işleyen küçük bir köksap ağına sahip olmak yeterli olabilir. Hızlı bir çöküş, yavaş bir çöküş, neo-feodal/neo-faşist bir sistemin yükselişi ya da başka bir şey deneyimler veya deneyimlemeyiz, geçerliliğini kaybetmemiş bir köksap ağı, sistemin bireyi sömürme ve marjinalleştirme yeteneğini kontrol etme görevi görebilir. Eğer köksap oldukça başarılı, sistem için oldukça tehditkâr ise tehlikeye atılmış olabilir. Ancak bir taban oluşturma ve hiyerarşik sistemlerin insanlığa verebileceği zarar açısından bir “rakip” ise, kendi ayakları üzerinde durabilen alternatif bir model sağlıyorsa, hiyerarşiyi kontrol etmek, sürdürülebilirlik ve insan memnuniyeti elde etmek için yeterli olabilir. Ve, eğer bunun hepsi bir hüsnükuruntu değilse, köksap Roma yanarken bir sığınak sağlayabilir.
Bu serideki son iki bölüm, birey ve toplulukların bağımlılıkları silmek ve bir köksap yapısı uyarlamak için alabilecekleri somut ve uygulanabilir adımlara değinecektir.
Çeviren: Elfun K.
*ç.n. Eski Musevi yasalarına göre elli yllda bir yapılması gereken genel serbest bırakma yılı. “Yedi yılda bir kutlanan Şabat yıllarının yedi kez geçmesini bekleyin. Yedi kez geçecek Şabat yıllarının toplamı kırk dokuz yıldır. Sonra, yedinci ayın onuncu günü, yani günahları bağışlatma günü, bütün ülkede yüksek sesle boru çalınacak. Ellinci yılı kutsal sayacak, bütün ülke halkı için özgürlük ilan edeceksiniz. O yıl sizin için özgürlük yılı olacak. Herkes kendi toprağına, ailesine dönecek.” (Levililer 25, 8-10)
21 Şubat, 2009 - 20:51
[...] zorundadır; bu yüzden sürdürülemez Bölüm 2: Hiyerarşi bağımlılığın sonucudur Bölüm 3: Hiyerarşiye alternatif yaratmak: Kökgövde (Rizom) Bölüm 4: Kökgövdeyi Kişisel Seviyede Uygulamak Bölüm 5: Kökgövdeyi Topluluk Seviyesinde [...]