İnsan-yiyicilik Üzerine
30 Nisan 2010
William Arens‘in kitabı The Man-Eating Myth: Anthropology & Anthropophagy, bilinen ilk insan-yiyicilik (yamyamlık) rivayetinin Christopher Columbus ve tayfasının Batı Antillerine yaptığı yolculukla ortaya çıktığını söyler. Arens’e göre kabilenin adının yanlış telafuzu zamanla değişerek İspanyolcada Canibales (gaddar) olarak değişir. Bu da İngilizceye Cannibalism, Yamyamlık, olarak çevrilir. Belki de bu şekilde insan-yiyicilik oldukça gaddar bir pratik olarak anılmaya başlamıştır.
Aynı şekilde Türkçe’de insan-yiyicilik için kullanılan yamyam kelimesinin kökeni de Sudan’ın güneyinde insan eti yediği rivayet edilen bir kabile olan Azande’lere (çok fazla toprağa sahip insanlar anlamında), yabancıların hitap ettiği şekliyle niam-niam’dan gelir. Daha sonra Batılılar tarafından da kabul edilen bu sözcük büyük yiyiciler anlamındadır. Böylece sözde insan-yeme eğilimini ifade eder. Günümüzde küçük düşürücü bir kelime olarak kabul edilir.
Kabilelerin adları bu şekilde yanlış telaffuz edilmeseydi bu pratiğin içeriği konusunda daha ılımlı düşüncelerle karşılaşabilir miydik? Hiç sanmıyorum. 15. yüzyıldan başlayarak Avrupalılar insan-yiyiciliği vahşet olarak saymaya başladılar. 16. yüzyılda Papa IV. Innocent insan-yiyiciliği Hıristiyanlarca silah kuvvetiyle cezalandırılması gereken bir günah olduğunu açıkladı. İspanya Kraliçesi Isabella ise İspanyol kolonilerinde yaşayan sömürgecilere sadece insan-yiyici olan yerlileri kanunen köleleştirebileceklerini emretti. Böylelikle sömürgeciler yerli kabileler hakkında bu tarz iddialarda bulunarak maddi menfaatler sağlıyorlardı.
İnsan-yiyicilik ithamları, sömürgecilik politikalarında, yerli insanları aşağılamak için kullanılmıştır. Sömürgecilerin ahlâki üstünlüğünü öne sürmüş ve yerli insanların yaşamlarını ve topraklarını ele geçirmeyi meşru hale getirmiştir. Sömürgecilik propagandalarıyla birlikte yerli insanların topraklarının ve bedenlerinin sömürülmesi son hızla ilerlemeye devam etti. Günümüzde varlığını hâlâ sürdürebilen yerli topluluk sayısı oldukça azalmış ve bu kültürler neredeyse yeryüzünden yok olmak üzeredir. Çünkü medeniyet dediğimiz tek kültür, diğer kültürleri ehlileştirerek kendi içerisine dâhil etmeye çalışır.
Günümüzde ise insan-yiyiciliği Batı uygarlığı için bir mecaz olarak kullanma eğilimi vardır. Küreselleşme, tüketim kültürü, kapitalizm vs, insan-yiyicilik biçimleri olarak tasvir edilir. Ancak insan-yiyicilik bu şekilde hâlâ gerçek bir deneyim ve somut kültürel bir pratik olarak değersizleştirilmeyi sürdürür. Toplumsal ve tarihsel bağlamda özgün anlamından uzaklaşma devam eder. Sömürgecilik politikalarının kullandığı olguyu aynı şekilde bir propaganda malzemesi olarak kullanmak ne yazık ki aynı yaklaşımın devam ettiğini gösterir.
Düzenli olarak insan eti tükettiği bilinen topluluklar bulunmamaktadır. Aşırı kıtlık veya açlık zamanlarında ya da delilik veya sosyal sapkınlık nedeniyle gerçekleşen insan-yiyicilik dışında – ki bu tarz insan-yiyicilik çoğunlukla modern toplumda gerçekleşir – bu pratik büyük ölçüde kültürel olarak ortaya çıkmıştır. Ancak kurumsallaşmış ve sosyal olarak kabul edilmiş insan-yiyicilik pratikleri sömürgecilik ve daha sonrasında modernizmin etkisi altında büyük ölçüde ortadan kaybolmuştur. Yine de, kültürel bir sosyal pratik olarak insan-yiyiciliği antropolog Richard E. Leakey ve Lewin’in yaptığı gibi içe dönük ve dışa dönük olarak ikiye ayırabiliriz.
İçe dönük insan-yiyicilikte, sadece akrabalar ve aynı kabileye ait olan ölülerin bedenleri veya belirli organları tüketilir. Böylece ölüyle ilişkinin devamı sağlanır. Ölüye olan saygı bu şekilde ifade edilir. Dışa dönük insan-yiyicilikte ise düşmanların bedenleri veya belirli organları tüketilir. Düşmana olan nefret, tiksinti veya korkunun bu şekilde ifade edildiği söylenir.
İster içe ister dışa dönük olsun, insan-yiyicilik o yerli insanların kültürünün ve dolayısıyla dünya görüşünün bir parçasıdır. Amazon yağmur ormanlarında yaşayan Wari’ topluluğu, misyonerler ve hükümet görevlileri tarafından insan-yiyiciliğe son vermeye ve ölülerini toprağa gömmeyi benimsemeye zorlandılar. Bugün cenazelerini toprağa gömüyorlar. Ancak medeniyetle temasa geçmeden önceki dönemi hatırlayan yaşlı insanlara göre, bu yöntem sevdikleri insanlara karşı saygısız ve teselli etmeyen bir yol.
Beth A. Conklin, Waji’lere göre sevdiğiniz birini toprakta bırakmanın ve çürümesine izin vermenin tıpkı bizim için insan eti yeme fikri gibi tiksindirici olduğunu söylüyor. “Wari’ insanları, bedeni kişiliğin ve ferdiyetin ikamet ettiği bir yer olarak görür, bu nedenle ölüleri hatırlatan en güçlü şey bedenleridir. Hayatta kalanların ölü akrabalarının anılarını dönüştürmeye yardımcı olmak için bedenin dönüştürülmesi önemlidir.” Böylece Waji’ler yas ve kederle başa çıkma yolu olarak insan-yiyiciliği pratik ederler.
“Fijililer nasıl yamyam oldu” söylencesini inceleyen Marshall Sahlins, Fijililerin insan-yeme pratiğini sosyal düzenin temelinde ele alır. Sahlins’e göre mit, kültüre dönüştürülen doğa ilişkileriyle başlar. Kaos kültürel olarak denetim altına alınır.
Her ne kadar bu tarz insan-yeme pratikleri bir şekilde evcilleşmeye (evcilleştirme medeniyetin temelidir) bulaşmış topluluklarda görülse de; onları evcilleşmeyen topluluklarla, dolayısıyla Norbeck’in belirttiği şekliyle insan-yiyicilik ve insan kurban etme faaliyetlerine yabancı olan topluluklarla kıyaslayarak derecelendirmek istemem.
Tek bir doğru yol yoktur. Kültürler anlatılan bu kısa örneklerdeki gibi doğal ya da değil karşılaştıkları sorunları çözmek için kendi özgün çözümlerini ortaya koyarlar. Her kültür en az diğerleri kadar değerlidir. Medeniyet adını verdiğimiz bu tek kültür ise kendisini her şeyden ayırarak kendi üstünlüğünü kibirle ilan etmeyi sürdürür. Kültürel hegemonyasını dünyanın en uç köşelerine kadar yayar. Oysa o da yok ettiği tüm yerli topluluklar gibi başlangıçta “yerli” bir kültürden ibaretti. Ama o yeryüzünde hâkimiyetini sürmesi için kutsandığına inanarak, diğer tüm yerli kültürlerin cesetlerini yiyerek büyümeye devam ediyor.
Kaynaklar:
John Zerzan, Gelecekteki İlkel (Kaos Yayınları, 2000)
Cannibalism – Bibliography; http://science.jrank.org/pages/7538/Cannibalism.html
Wikipedia “Cannibalism” maddesi; http://en.wikipedia.org/wiki/Cannibalism
Wikipedia “Azande” maddesi; http://en.wikipedia.org/wiki/Azande
Giving cannibalism a human face; http://www.vanderbilt.edu/exploration/news/news_cannibalism.htm
Peggy Reeves Sanday, Divine Hunger (Cambridge University Press)
Yorum yaz
Yorum eklemeniz için önce "giriş" yapmalısınız.