Geçen hafta uzaklardan, şehir dışından bir arkadaşım ziyaret için bulunduğum kente uğradığında, uzun uzun sohbet etme imkânı bulduk – kendisine çok selamlar. Sohbetin bir yerinde “Yabanıl ne yapar?” diye sordu. Aslında pek çok arkadaşımızdan benzer sorular yöneltiliyor. “Sahi, yabanıl ne yapar?”
Fark edileceği üzere, yabanil.net şu an elektronik bir arşiv gibi işliyor. Bazı insanlar yabanil.net‘in tüm ziyaretçilerin aktif olabileceği bir yapıya sahip olmasına rağmen, site içeriğine etki edememesini eleştiriyor. Siteyi sosyal merkezimiz olarak hayal etmedik – bununla birlikte küçük çaplı iletişim aracı olarak zaten bir e-posta grubumuz var. Kısaca yabanil.net‘ten çok fazla bir şey beklemiyoruz. Burası beslendiğimiz kaynakların, düşüncelerimizin, yorumlarımızın depolandığı ve paylaşıma sunulduğu bir platformdan ibaret. Sitede bulunan yazılara, tanıtılan kitaplara, belgesellere göz attığımızda, aslında mevcut kültürümüzü çözümleyerek, yeniden kültürlenmenin, yabanileşmenin yollarını araştırma içerisinde olduğumuz görülebilir. Fakat internet ortamına fazla bel bağlamamak gerektiğini düşündüğümüzden, içeriği basılı ortama aktarma ile ilgili projelerimiz var. Ayrıca yeniden kültürlenme, yabanileşme üzerine ileride herkesin katılıp karşılıklı bilgisini, becerisini paylaşabileceği, içeriği katılımcının belirleyebileceği atölyeler düzenlemeyi de düşünüyoruz. Bu atölyelerin yeterli düzeye ulaşması durumunda, bir sonraki aşama olarak bu atölyeleri kamp şeklinde gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz. Ve her anlamda kendi kendimize yetebilen bir topluluk olmayı arzuluyoruz.
Bir başka konu da, “İyi de ne öneriyorsunuz?” tarzında soruları neredeyse her zaman işitmemiz… “Bi’şey önermiyoruz kardeşim.” Dünyanın, insanların, yaşamın nasıl kurtulacağına dair bir planımız yok. Dahası “yeni planlara değil, yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var” ve bizim de sunmaya çalıştığımız bu. “İnsanlar/topluluklar kendileri için neyin işe yarayacağını keşfetmeliler” – bir zamanlar neyin işe yaradığını hatırlamalılar…