Eylül 2006

İlkel Toplumlarda İktidar Sorunu

Pierre Clastres

Çeviren: Alev Türker – Birikim Dergisi

Son yirmi yıl boyunca, etnoloji parlak bir gelişme gösterdi; bu sayede ilkel toplumlar, kaderlerinden (yok olmaktan) değilse bile, en azından, çok eski bir egzotizm geleneğinin, Batı düşüncesinde ve imgeleminde onları mahkum ettiği sürgünden kurtuldular. Avrupa uygarlığının bütün diğer toplum sistemlerinden mutlak biçimde üstün olduğu konusundaki safça inanç yerini yavaş yavaş, emperyalistçe bir tutumla bir değerler hiyerarşisi öne sürmekten vazgeçerek ve artık ilkel toplumları yargılamaktan kaçınarak, sosyo-kültürel farklılıkların birarada bulunabileceğini kabul eden bir kültürel rölativizme bıraktı. Bir başka deyişle, artık ilkel toplumlara, az çok aydınlanmış, az çok hümanist amatörün meraklı ya da oyalanmacı bakışıyla bakılmıyor; ilkel toplumlar bir ölçüde ciddiye alınıyor. Sorun bu ciddiye almanın nereye kadar gittiğini bilmektir.

Devamını okuyun

Göğü Delen Adam

göğü delen adamPapalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir.
Samoa’ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti.

Yüzyılımızın başlarında yayımlanan Göğü Delen Adam bugün artık bir yeşil klasiği olarak okunurken, başlığının kaynaklandığı şiirsel metafor, bir de düz anlam içermeye başlıyor; çünkü Papalagi sonunda göğü gerçekten delmeyi başardı, ‘ozon deliğinin’ içinden ne tür bir yelkenlinin çıkageleceğiniyse zaman gösterecek. (arka kapak)

Devamını okuyun

Endüstriyel Evcilleşme

Leopold Roc

Modern Egemenliğin Kökenleri Olarak Endüstri

Eğer bilim sermayenin hizmeti için çalışıyorsa, inatçı işçilerin uysallığı temin edilmelidir”. -Andrew Ure, Philosophie des Manufactures, 1835″ Geçmişte, herhangi birine bir esnaf, bir işçi deniliyorsa, bir arbedeyi göze alırdı. Bugün, onlara işçilerin durumu en iyisidir dendiğinde, işçiler işçi olmakta ısrar ederler ” -M. Mav. 1948Yaygın olarak 1750 ve 1850 yılları arasındaki periyot olarak tanımlanan Endüstriyel devrim terimi, politik devrim hakkındaki yalanla simetrik olarak saf bir burjuva yalanıdır. Bu negatifi içermez ve yegane bir şekilde tarihin teknolojik ilerlemenin tarihi olarak görülmesinden gelir. Burada düşman, yöneticilerin ve hiyerarşinin varlığının kaçınılmaz teknik zorunluluklar olarak meşrulaştırarak ve pozitif ve sosyal olarak nötr olan bir yasa olarak düşünülen ilerlemenin mekanik fikrini empoze ederek ikili bir darbe indirmekle alakalıdır. Bu materyalizme dinsel olarak önem verilmesi ve maddenin idealleştirilmesidir. Böyle bir yalan açıkça, onlara karşı uzun süredir devam eden bir yıkım içerisinde olan fakirlere karşı yöneltilmiştir.

Devamını okuyun