John Zerzan

Dijital dünyaya olan bağımlılığımız bir materyal pahasına  ortaya çıkıyor.

Her defasında Apple yeni bir iPhone ya da iPad halka sunduğunda dünya çıldırıyor. Fakat ne fark eder? Neden ‘smartphone’ (Akıllı Telefon) ve tabletler bu kadar önemli oldular?

CNN’de Şubat’ın sonlarında, Andrew Keen, Cep Telefonu Dünya Kongresinde (Mobile World Congress) rapor verirken, raporun “Cep Telefonlarımız Nasıl Frankenstein’in Canavarı Oldu”  isimli bir bölümünü “cep telefonlarına olan bağımlılığımızda bir artış” olarak andı.
SecureEnvoy, bir İngiliz güvenlik firması, cep telefonu yokluğu korkusu ya da cep telefonu kaybetme korkusu olarak adlandırılan yaygın bir durumu açıkladı. SecureEnvoy tarafından yapılan ankete katılanların üçte ikisi cep telefonlarını kaybetmekten çok korktuklarını – bu korku 4 sene önce %53’ten yükseldi – belirterek bu korkunun titreme, terleme ve mide bulantısı gibi belirtileri olduğunu kaydettiler.

Yazının devamı »

“ Bir an için dünyayı kocaman yeşil, su damlası benzeri yaratıkların işgal ettiğini düşünün. Bu yaratıkların hepimizi kontrol altına aldığını, teknik üstünlüklerini kullanarak makinelerimizi bozduğunu, bizimle kendi ana dilimizde konuştuklarını ve bize karşı anlayışlı davrandıklarını varsayın. Kuşkusuz böyle bir durumda hepimiz, sadece yaşamımızı nasıl sürdüreceğimi değil, aynı zamanda bu yeşil yaratıklara karşı nasıl davranacağımız konusunda da ciddi sorunlarla karşılaşırız. Herhalde öfkeli ve korkmuş oluruz, ama eğer bu kargaşada durup düşünme fırsatı bulursak, bize hiç benzemeyen görünüşlerine, hiçbir şey yememek ve dışkılamamak gibi garip özelliklerine rağmen bizimle bazı ortak yönleri olduğunu kabul edebiliriz. Varsayalım ki bu yaratıkların suçluları yargılayan mahkemeleri var ve küre şeklindeki garip yavrularına karşı çok şefkatli davranıyorlar. Bu durumda, yeşil yaratıkların bize hiç de benzemediği konusundaki önyargılarımızı bir tarafa atıp onların da yapışkan yeşil derilerinin içinde bilinçli deneyimler yaşayabilecekleri olasılığını dikkate almaz mıyız? ” S:29-30

Yazının devamı »

Davranış sözcüğüne sözlükten baktığımızda bunlar karşımıza çıkıyor: Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. Bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısı ile geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. Bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin tümü. Bir toplumda ya da toplumsal kümede genellikle alışkanlık durumuna gelen ve saymaca olan, görece tekbiçimli bir eylem türü. Tutum, dürtü ve uyaranlarca güdülenen ve ortak tanımı bulunan kalıplı edim.

Sizce nedir?

Atalarımızın bir davranışından örnekle gidelim.

Yazının devamı »

Yabanıl’ın ilgilendiği konularla ilgili hem teorik hem de pratik olarak sahip olduğunuz bilgileri bu site üzerinden paylaşmak ister misiniz? Kitaplar, broşürler hazırlamak? Söyleşiler ve gösterimler organize etmek? O halde bizimle iletişime geçin: zengerilla [et] gmail [nokta] com

 

Hoşçakalın

30 Ekim 2011

Hayat, henüz tamamlanmamış bir kitap gibi. Yazdığınız ve siz yazdıkça da şekillenen bir kitap. Kalemi elinize alıyorsunuz ve başlıyorsunuz yazmaya. Kurgu yok. Aklınıza ne gelirse kalem olup şekiller çiziyor kağıt üzerine. Bir hikayeden öbürüne. Kimi unutulup gidiyor, kimi de yıllarca anlatılıyor dilden dile.

Benim için artık son bir kaç cümle. Yabanıl’da son bir yazı. İster anlatın, isterseniz unutun gitsin. Ama sanmayın ki artık başka hikayelerde de yer almayacağım. Hayat gerçekten de çok garip. Hikayelerin biri bitiyor öbürü başlıyor ve buradaki maceram bu kadar. Hikayemin sonu.

Programlar, başarısız olurken insanları meşgul göstermeye yarar. Eğer programlar gerçekten de kendilerinden beklenen şeyi yapmış olsalardı, insan toplumu bir cennet olurdu: devletlerimiz, okullarımız, yasalarımız, adalet sistemlerimiz, ceza sistemlerimiz, vs. işe yarardı.

Programlar başarısız olduğunda (her zamanki gibi), kötü tasarım, bütçe ve personel eksikliği, kötü yönetim ve yetersiz eğitim gibi şeyler suçlanır. Programlar başarısız olduğunda, daha gelişmiş tasarım, daha fazla bütçe ve personel, üstün yönetim ve daha iyi eğitimle değiştirilebilecekleri umulur. Bu yeni programlar da başarısız olduğunda (her zamanki gibi), tekrar kötü tasarım, bütçe ve personel eksikliği, kötü yönetim ve yetersiz eğitim suçlanır.

Bu nedenle her yıl başarısızlıklarımıza daha fazlasını harcıyoruz. Çoğu kişi bunun yeterli olduğunu kabul ediyor, çünkü her yıl kendileri için daha fazlasını aldıklarını biliyorlar: daha büyük bütçeler, daha fazla yasa, daha fazla polis ve hapishane – bir yıl öncesinde işe yaramayan ne varsa daha fazlası.

Eski Zihinler:

Geçen yıl işe yaramadıysa, bu yıl DAHA FAZLASINI yapalım

Yeni Zihinler:

          Geçen yıl işe yaramadıysa, bu yıl FARKLI bir şey yapalım